1 Mayıs 2026: Emperyalist Barbarlığa ve Üçüncü Dünya Savaşı’na karşı – Dünya sosyalist devrimi için İleri!

      1 Mayıs 2026: Emperyalist Barbarlığa ve Üçüncü Dünya Savaşı’na karşı – Dünya sosyalist devrimi için İleri! için yorumlar kapalı

PDF

Dünya Uçurumun Eşiğinde

Yaşadığımız şey, bir ekonomik döngünün olağan dalgalanmaları ya da basit bir yerel çatışma değildir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra galip Amerikan burjuvazisinin, SSCB bürokrasisinin suç ortaklığıyla kurduğu emperyalist dünya düzeni çözülmektedir. Çevre, insanlığın geleceğini sorgulatacak ölçüde yıkıma uğramaktadır.

Egemen sınıfın her ulusal fraksiyonu (Washington, Pekin, Berlin, Tokyo, Paris, Londra, Moskova…) kendi kapitalist tekellerini, pazarlarını ve hammadde ya da enerji kaynaklarını korumak için silahlanmaya, sosyal hakları budamaya ve hatta açık şiddete başvurmaktadır. Gerileyen eski hegemon güç ABD ile yükselen Çin emperyalizmi arasındaki rekabet, Batı Asya’yı küresel bir hesaplaşmanın kanlı sahnesine dönüştürecek ve içinde Üçüncü Dünya Savaşı’nın tohumlarını barındıran bir tırmanma düzeyine ulaşmıştır.

Siyonizm ve Emperyalizm Ortadoğu’da Barbarlığı Serbest Bırakıyor

İsrail Gazze Şeridi’ni yıkmış, Suriye’ye ve Güney Lübnan’a girmiş, Lübnan’ı kısmen tahrip etmiş ve İran’a iki kez saldırmıştır. ABD de İran’a iki kez saldırmış ve bölgede yoğunlaştırdığı askeri güçlerle onu hâlâ boğmaktadır.

1945’te Japon sivil nüfusa karşı atom bombası kullanan ve İsrail’in nükleer silah edinmesine izin veren ABD devletinin, İran’ın buna hakkı olup olmadığına ya da İran’ı kimin yöneteceğine karar verme hakkı yoktur.

İran halkını ya da “kadınları kurtarma” adına sivil nüfusu bombalama yönündeki emperyalist propaganda, alçakça bir yalandır. Gerçek amaç, İran’ı boyun eğdirmek ve Çin’in hayati enerji tedarikini kesmektir. Venezuela’daki “başarısından” gözleri kamaşan Trump, İran’ı küçümsedi. 1979 karşıdevriminden doğan İslamcı rejim çökmek yerine emperyalist saldırganlığı halk desteğini sağlamlaştırmak ve içeride hizaya sokmak için kullandı.

Ekonomik şok: petrol için kan ve küresel yoksullaşma

Savaş dünya ekonomisini bir şok durumuna soktu. Benzin pompası uluslararası krizin termometresine dönüştü. Hürmüz Boğazı’nın ablukası petrol fiyatlarını %50 artırmakla kalmadı, dünya üretimini iki temel kaynaktan da mahrum bıraktı: Sudan’daki burjuva ordu fraksiyonları arasındaki iç savaşın yarattığı felaketi derinleştiren gübreler ve DTÖ’ye göre Güneydoğu Asya’da gıda kıtlığına yol açabilecek durum; ayrıca bilgisayar çiplerinin üretimi için vazgeçilmez olan helyum.

Emperyalist çılgınlığın maliyeti — yalnızca ABD’de günde bir milyar dolar — doğrudan işçi sınıfının sırtına yüklenmektedir. Sermaye için savaş bir “iş modeli” iken, kitleler için barbarlığa sürükleniştir.

Burjuvazinin Otoriterleşme Yönelimi

Burjuvazi dışarıda savaşı sürdürebilmek için içeride de cephe açmaktadır. En gelişmiş burjuva demokrasilerinde bile grev, toplanma ve basın özgürlüğü sistematik biçimde budanmaktadır. Her yerde burjuva partiler ve popülist demagoglar yabancı düşmanlığına, dine ve ırkçılığa dayanarak gerici saldırıları meşrulaştırmaktadır.

Göçmenler her yerde burjuva devlet tarafından ayrımcılığa uğramaktadır. Faşizan burjuva partiler (İspanya’da Vox, Britanya’da Reform, Fransa’da RN, Almanya’da AfD, Şili’de PR…) ve hatta eskiden “antırkçı” olan burjuva partiler (Britanya’da Muhafazakâr Parti, ABD’de Cumhuriyetçi Parti, Fransa’da LR…) onları günah keçisi ilan etmektedir. Bu küresel gericilik dalgası özellikle kadınları ve artan maço kültür ile dinci fanatizmin hedefi olan cinsel azınlıkları vurmaktadır. Giderek daha fazla devlet, Hindistan ve Myanmar’da Müslümanlar, Suriye’de Dürziler gibi dini azınlıklara zulmetmektedir. Türkiye, Suriye ve İran gibi ülkelerde ise Kürtler ve Aleviler gibi ulusal azınlıklar baskı altındadır.

Emperyalist Savaş Çılgınlığı Ekolojik Felaketi Derinleştiriyor

İklim değişikliği, çevre kirliliği, türlerin yok oluşu, tatlı su kıtlığı ve yeni hastalık yapıcı virüslerin ortaya çıkışıyla belirlenen küresel ekolojik kriz; kapitalizmin kâr mantığı ve devletler arası rekabet tarafından sürekli körüklenmektedir. Ukrayna, Gazze ve İran’daki savaşların çevresel sonuçları yıkıcıdır ve emperyalist savaşın bir parçası olarak sistematik doğa yıkımı — yani ekokırım — olarak değerlendirilebilir.

Ukrayna’da savaş benzeri görülmemiş bir çevre kirliliğine yol açmaktadır. Askeri faaliyetlerde kullanılan fosil yakıtların yanı sıra, savaş kaynaklı emisyonların %23’ü bombardıman sonucu çıkan orman yangınlarından gelmektedir. Toplamda 310 milyon tondan fazla CO₂ eşdeğeri salınmış, bu da Almanya’nın yıllık emisyonlarının yaklaşık yarısına denk gelmektedir. Geniş alanlar mayınlar, patlamamış mühimmat ve ağır metallerle kirlenmiştir. 2023’te Kahovka Barajı’nın yıkılması, tüm ekosistemleri yok eden ve güneyde tarımı kalıcı biçimde tahrip eden en büyük insan kaynaklı çevre felaketlerinden biridir.

Gazze’de evlerin ve sivil altyapının yıkılması 50 milyon tondan fazla moloz üretmiştir; bu molozlar çoğu zaman asbest ve beyaz fosfor gibi tehlikeli mühimmat kalıntılarıyla kirlenmiştir. Arıtma tesisleri ve pompa istasyonları Siyonist birlikler tarafından bilinçli biçimde yok edildiği ya da enerji yokluğu nedeniyle çalışamaz hale getirildiği için her gün devasa miktarda arıtılmamış atık su Akdeniz’e akmakta ve toprağa sızarak zaten kıt olan yeraltı su kaynaklarını zehirlemektedir. Tarım arazilerinin %85’inden fazlası bombalamalar ve toprak hareketleri nedeniyle yok edilmiş ve bu durum uzun vadeli çölleşmeye yol açmaktadır.

Kendiliğinden Mücadeleler Yeterli Değildir

Artan baskılara ve sömürülen sınıfların çoğu zaman umutsuz sosyal koşullarına rağmen direnişin kıvılcımı tüm kıtalarda yanmaktadır: Arjantin’de Milei’ye karşı kitlesel protestolar; Bangladeş’te tekstil işçilerinin sömürüye karşı mücadelesi; Kenya’da fiyat artışlarına karşı büyük eylemler; ABD’de işçilerin göçmen komşularını devletin ICE milislerine karşı kitlesel biçimde savunması…

Kapitalizm, emperyalist gericilik çağında reforme edilemez, barışçıl ya da ekolojik hale getirilemez. Kitlelerin mücadele isteği ile devrimci atılımların yokluğu arasındaki çelişki, proletaryanın tarihsel önderlik krizinin sonucudur. Burjuva devlete maddi olarak entegre olmuş eski reformist partiler ve sendika bürokrasileri, her kritik anda hareketin önünde bir fren görevi görmektedir. Kriz adına “ulusal birlik” çağrısı yapar, burjuvazinin fraksiyonlarıyla ittifak kurar, BM’yi ya da kendi burjuvazilerinin savaş çabalarını destekler, mücadeleleri sınırlı grevlere, seçim çıkmazlarına ya da burjuva yargıya havale eder ve patronlarla “ortak yönetim organlarına” girerler.

ABD’de DSA ve Sanders, Demokrat Parti’yi yeniden canlandırmaya çalışmaktadır. Şili’de Boric’in Halk Cephesi hükümeti, burjuvazinin emperyalizm yanlısı kanadının temsilcisi Kast’ın önünü açmıştır. Nepal’de Kongre hükümetinin düşüşü, Maoist partilerin ve onların halk cephesi hükümetlerinin itibar kaybı nedeniyle başka bir burjuva hükümetle sonuçlanmıştır. Britanya’da İşçi Partisi hükümeti NATO’da kalarak ve göç politikalarını sertleştirerek ırkçı Reform UK partisinin önünü açmaktadır.

Temel görev, sendikaları sermayeye satılmış yozlaşmış bürokrasilerin elinden kurtarmak ve sınıf mücadelesine kök salmış, stratejisini sınıf bağımsızlığına, tüm ezilenlerin işçi sınıfı önderliğinde birleşmesine ve burjuva devletin yıkılmasına dayandıran bilinçli devrimci işçi partileri inşa etmektir. Bu partiler ancak yeni bir devrimci enternasyonalle birlikte kurulabilir. Ancak bu şekilde proletaryanın önderlik krizi aşılabilir, iktidarın alınmasının ve dünya sosyalizminin yolu açılabilir. Yalnızca proletarya devrimi ve burjuva devlet aygıtlarının yıkılması çevreyi koruyabilir ve uygarlığı kurtarabilir.

Devrimci İşçi Enternasyonali İçin!

Sürekli Devrim Kolektifi (CoReP), dünya çapındaki devrimci grup, örgüt ve fraksiyonları — siyasal kökenleri ve dilleri ne olursa olsun — derhal birleşmeye çağırıyor: Bir dünya savaşını durdurmak için birleşelim!

Tüm emperyalist savaşlara hayır! Esas düşman kendi yurdunda!

Devrimci Yenilgicilik!

Ezilen ülkelerin kendini savunma hakkı!

Ulusal azınlıkların kendi kaderlerini tayin hakkı!

İşçiler ve ezilenler mücadeleye çağrılmaya ihtiyaç duymaz; zaten mücadele ediyorlar. Onların ihtiyacı, zafere götüren, toplumsal devrimlere dönüşen, burjuvazinin iktidarını elinden alan mücadelelerdir. Bir programa ve bir enternasyonal partiye ihtiyaçları vardır. Bu program, Komünist Enternasyonal ve Dördüncü Enternasyonal’in programıdır.

Küba ve İran’a yönelik ablukanın kaldırılması!

ABD, Fransa, Britanya ve Rusya’nın tüm birlikleri ile donanma ve hava güçlerinin Akdeniz’den, Ortadoğu’dan ve Hint Okyanusu’ndan çekilmesi! Küba’daki ve tüm kıtalardaki ABD üslerinin kapatılması!

Rus birlikleri Ukrayna’dan, Gürcistan’dan ve Moldova’dan çekilsin! Çin ordusu Tayvan’dan elini çeksin!

ABD’nin, Avrupa Birliği’nin, Japonya’nın ve Çin’in silahlanma programlarına karşı! Hiçbir işçi partisi askeri tırmanış bütçesine oy vermemelidir!

Tüm silah sanayi şirketlerinin ve tedarikçilerinin işçi denetimi altında kamulaştırılması!

Düzenli orduların yerine işyerlerinde, işçi mahallelerinde, köylerde ve gençliğin eğitim kurumlarında örgütlü bir özsavunma milisinin geçirilmesi!

Siyonist soykırıma son, birleşik, çok etnili ve sosyalist bir Filistin için!

Siyonistler ve emperyalistler, İran’dan elinizi çekin! Ne Şah ne mollalar; ne SAVAK ne karşıdevrimin muhafızları! İşçi ve köylü hükümeti!

Devrimci işçi partileri için, devrimci işçi enternasyonali için ileri!

Emperyalist barbarlık yerine sosyalist dünya federasyonu!

Sürekli Devrim Kolektifi (CoReP, Arjantin, Avusturya, Fransa, İspanya Devleti, Türkiye)

www.revolucionpermanente.com/turk/

www.patronsuzdunya.com/