Bolivya’da İncil adına emperyalizm yanlısı darbe

Posté le .

Latin Amerika’da sınıf mücadeleleri ve baskın emperyalizm

Latin Amerika, uzun süredir ihtilallerin, karşı devrimlerin, istiklal mücadelelerinin, sınıf savaşlarının ve darbelerin laboratuvarı olmuş bir kıtadır.

Tüm Amerika uzun süredir kapitalisttir. Dolayısıyla toplum bu kıtada burjuvazi, küçük burjuva sınıflar ve proletarya arasında bölünmüştür. Evet, maaşlı çalışma Güney ve Orta Amerika’da tek sömürü şekli değildir fakat güncel kölelik, yerlilerin toprak sahiplerine borçlarını geri ödeyebilmek için mecburi olarak bedavaya çalışmaları, mahsulleri toprak sahibiyle paylaşmak şartıyla ekim yapan çiftçiler, ev içi istihdam… küresel kapitalist üretim ilişkilerine tabidir.

1823 senesinde Amerika Birleşik Devletleri hükumeti Güney ve Orta Amerika’yı kendi “arka bahçesi” olarak tanımlamıştır: kendilerini bir sömürgenin valisi olarak gören burjuva hükumetler vasıtasıyla sömürülebilecek her şeyi sömürmek manasına gelir bu. Bunun neticesi olarak bu bölgelerde sermaye birikimi göreli olarak azdır, köylü ve işçilerin sömürülmesinden elde edilen değer kısmi olarak ecnebi sermaye tarafından kapılır; bununla beraber tarım, ticaret, banka, medya, inşaat, imalat sanayisi sektörlerinde kapitalistler bulunmaktadır… Ülkelerinin boyutundan, tabii kaynaklarından ve coğrafi konumundan istifade ederek bazıları bir sanayi tabanı ve hatta büyük kapitalist firmalar kurabilmişlerdir: Brezilya, Meksika, Arjantin…

Ecnebi sermaye ile milli sermayenin menfaatleri daima aynı değildir ve bazen keskin bir şekilde çatışabilirler. Bu sebeple, uygun koşullar altında milli sermayenin ecnebi sermayenin dayatmalarına karşı çıkması mümkündür. (Troçki, Latin Amerika hakkında tartışma, 4 kasım 1938)

Bu durumda bile, yerel sömürücü sınıfın sosyal ve ekonomik tabanı emperyalist ülkelerinkine göre daha zayıftır, bu da siyasi rejimlerin istikrarsız olmasını ve ordunun siyasi hayata tekrar eden bir şekilde karışmasını açıklar.

Milli burjuvazi iki yönelim arasında çekişir:

  • istiklalini ilan etmek, ülkenin işçi ve köylülerinin sömürülmesinden kazanılan değerin daha büyük bir kısmına sahip çıkmak, başka bir emperyalist güce dayanmak (İspanya ile Avrupa Birliği, Çin…).

Herhangi bir ülkedeki baskın yönelim, Amerikan emperyalizminin baskı derecesi ve şantaj araçlarının gücüne, dünyadaki emperyalist rekabete, yerel baskın sınıfın fraksiyonlarının gücüne, onların işçi sınıfıyla ve değişik ara sınıflarla ilişkilerine göre değişmektedir.

İşin sonunda milli burjuvazi emperyalizmi yenmekten acizdir çünkü kendi mülkiyeti mevzusunda duyduğu endişe sebebiyle kendi devletinin emekçi kitlelerini seferber etmeyi ve onları silahlandırmayı reddetmektedir. Aynı zamanda emperyalist hasmını zayıflatmak için enternasyonal proletaryaya da dayanamamaktadır.

APRA, Amerika Birleşik Devletleri işçileriyle el ele yürümenin hiçbir menfaat sağlamayacağını söylemektedir… Bu tavrın esas sebebi, Beyaz Saray’ın korumasını istemelerindendir. İdeolojik bir sapma değildir bu, hatta bir hatta bile değildir. Peru’nun milli burjuvazisinin bir hesabıdır. (Troçki, Latin Amerika hakkında tartışma, 4 kasım 1938)

20. asırda, Meksika’da PRM-PRI, Peru’da APRA, Bolivya’da MNR, Arjantin’de PJ, Nikaragua’da FSLN… kitlelerin sınırlı bir şekilde seferber edilmesinden ve beyanlarındaki emperyalizm karşıtlığından, burjuva düzenin müdafaasına ve egemen emperyalizmle uzlaşma aramaya geçmişlerdir. Milli istiklali sadece emekçi köylülerle, kayıt dışı sektördeki kentsel çalışanlarla ve öğrencilerle ittifak halindeki işçi sınıfı sağlayabilir.

Tek bir kez, milli mücadele sosyal bir ihtilalle sonuçlanmıştır, Küba’da 1959 ila 1961 senelerinde. Castro’nun milliyetçi küçük burjuva hareketi, Amerikan tehdidine karşı halkı silahlandırma ve sermayeyi kamulaştırmaya mecbur kalmıştır. Bunun neticesi olarak SSCB’ye dayanan, kıtasal ve küresel devrimci yükseliş sayesinde en kuvvetli emperyalizmin yakınında bir işçi devleti ortaya çıkmıştır. Mandel, Hansen ve Moreno’nun “4. Enternasyonali” Kastrizm’e katılmış, Küba’da devrimci işçi partisinin kurulmasına karşı çıkmış ve Latin Amerika için kırsal gerilla fikrini desteklemiştir. Fakat SSCB’de iktidarın Stalinci bürokrasi tarafından ele geçirilmiş olması, Küba işçi devletinin bürokratikleşmesini kolaylaştırmıştır. Che Guevara adayı terk etmiş ve başarısız bir şekilde köylü gerillasını (Fokizm) evvela Kongo’da, ardından da Bolivya’da tekrar etmeye çalışmıştır. Bolivya ordusunun tarihteki yegane zaferi, 1967’de Amerika Birleşik Devletleri ordusu ve gizli servislerinin yardımıyla bu gerillanın ezilmesidir.

El Che’nin öldürülmesi ve OLAS’ın genel başarısızlığı, Küba’nın SSCB’ye hizalanmasına katkıda bulunmuştur. 1968 senesinde Castro Fransa’daki devrimci krizi görmezden gelmiş, Çekoslovakya’daki bürokrasi karşıtı ihtilal başlangıcına karşı çıkmış ve Meksika’da yüksek öğrenim öğrencilerinin katlini kınamayı bile reddetmiştir. 1969 senesinde Küba komünist partisi, Çin komünist partisine karşı SSCB’ninkini desteklemiştir. Castro, Küba ihtilalinin prestijini kullanarak Bolivya’da 1971 senesinde, Şili’de 1972 ila 1973 senelerinde, Nikaragua’da 1979 ila 1980 senelerindeki proleter ihtilallerinin başarısızlıklarına doğrudan katkıda bulunmuştur.

Küba ihtilalinin ardından, Latin Amerika’daki hegemonyalarını kaybetmemek için Amerika Birleşik Devletleri sistematik bir şekilde karşı devrimi organize etmişlerdir. 1964 senesinde Brezilya’da (mareşal Branco), Bolivya’da (1971 senesinde albay Banzer), Arjantin’de (1976 senesinde general Videla), Şili’de (general Pinochet)… emperyalizm yanlısı burjuvazinin ve genelkurmayın darbelerine yardım etmişlerdir. Bu askeri darbelerin ardından tüm işçi teşkilatları lağvedilmiş ve birçok militan işkence görmüş, öldürülmüş, hapse atılmış veya sürgüne gitmek mecburiyetinde kalmıştır. Darbelerden sonra Güney Amerika, “neoliberal” politikaların uygulanma laboratuvarına dönüşmüştür: ecnebi sermayeye kapılar açılmış, sosyal kazanımlar tasfiye edilmiştir. Kitleler sefalete batmıştır.

4. Enternasyonal’in parçalanması, Rusya’da kapitalizmin geri gelmesi ve işçi hareketinin zayıflaması, 20. asrın sonunda ve 21. asrın başında emekçi tabanlı “emperyalizm karşıtı” yeni bir nesil burjuva hareketlerin ortaya çıkmasını kolaylaştırmıştır, ki bu da Stalinciliğin mirasçılarıyla Troçkizm’i revize etmek isteyen birçok akımın (Grantist TMI, Morenist LIS, Pablist QI…) coşkusuna yol açmıştır.

“Sol popülist” partiler iktidara geldikleri zaman (Ekvator’da Alianza País, Venezuela’da MVR-PSUV, Bolivya’da MAS…), gericiliğe kaymışlardır, bu da faşizme kayan partiler ile (gerek Demokrat Parti, gerekse Cumhuriyetçi Parti’den olsun) Amerika Birleşik Devletleri hükumetlerinin işini kolaylaştırmıştır.

2003: Bolivya’da ihtilalci kriz

Bolivya, büyük (1 milyon km2), nüfusu çok fazla olmayan (11 milyon), (Şili’ye karşı 1884 senesindeki bozgunun ardından) sahil toprağı olmayan ve fakir bir ülkedir (kıtanın en yoksul 4. ülkesi). Burjuvazisinin ezici çoğunluğu “beyazdır” (Avrupa kökenli), halbuki emekçi halkın ekseriyeti yerlilerden oluşur (36 değişik etnik gruptan gelirler) ve bu bilhassa And dağlarında geçerlidir. Bu, ülkenin heterojenliği ile (bir yandan fakir ve izole yerli topluluklar, diğer yandan ise daha zengin ve “beyaz” olan ve La Paz başkentinin otoritesini pek kabul etmeyen doğu vilayetleri) burjuvazinin baskınlığının istikrarsızlığını açıklar: istiklalin ilan edilmesinden beri Bolivya’da 188 darbe olmuştur.

Ülkenin tabii kaynakları çoktur. Tarımı ise çeşitlidir ve yaprakları geleneksel olarak kullanılan ancak uluslararası kokainin ham maddesi olarak da ihraç edilen koka ağaçlarını da içermektedir. Ülkenin topraklarının %90’ı 50000 (beyaz) aileye aittir, geri kalanı ise 3 milyon küçük köylü (yerli) arasında paylaşılmaktadır. Santa-Cruz vilayetinde büyük toprak sahiplerinin gıda sanayisinin ürettiği soya küspeleri, 2018 senesinde mal ihracatının %9’unu oluşturmaktaydı.

20. asrın sonuna doğru, çok uluslu petrol şirketleri devasa gaz rezervleri keşfetmişlerdir. Günümüzde, ülkenin ihracatının %77’sini ham maddeler oluşturmaktadır: %33’ü enerji, %26’sı çeşitli madenler (altın, kalay, gümüş…). Yakın geçmişte devasa lityum rezervleri keşfedilmiştir (dünyanın en büyük rezervleri, bu metal bataryaların imalatında kullanılır, her telefonda 2 ila 3 gram, her elektrikli otomobilde 20 kilogram civarında).

1990 ila 2002 senelerinde, yerliler yanlısı küçük burjuvazi, yerli halkların büyük yürüyüşlerinin başına gelmiştir. Koka ağacı yetiştiricileri, Amerika Birleşik Devletleri’nin bu bitkiyi yok etme dayatmasıyla karşı karşıya kalmışlardır. 1997 senesinde koka ağacı yetiştiricileri sendikasının bir yöneticisi olan Evo Morales, temelini köylülerin oluşturduğu ancak sonradan maaşlı çalışan sendikalarının bürokratlarının ve “solun” eski politikacılarının, bunun ardından da “sağdan” gelen bazı politikacıların katılıdığı Movimiento al Socialismo’yu (Sosyalizme hareket, MAS) kurmuştur. Pachamama dini adına (Ana toprak tanrıçası), MAS çevreci bir duruş sergilemiştir.

“Sosyalizminin” ise emekçilerin iktidarı ile hiçbir alakası yoktur. Kendisini partilere karşı olarak gösteren MAS, sınıflar arası mücadeleyi (yerli) “halk” ile (ulus karşıtı olarak gösterilen) “oligarşi” arasında bir çatışmayla değiştirmiştir. Çok uzun bir süreden beri devam eden yerli halklara yapılan baskıya karşı tutum alsa da, onları ebedi “topluluklara” hapsetmek istemiştir. MAS, MNR’in yerine geçmeyi, yerli proleterleri kendisi de milli büyük burjuvaziye tabi olacak yerli küçük burjuvaziye tabi bırakmayı hedef almıştır.

Çin’de Kuomintang, Meksika’da PRM, Peru’da APRA oldukça benzer teşkilatlardır. Bir parti şeklini almış halk cephesidir onlar. (Troçki, Latin Amerika hakkında tartışma, 4 kasım 1938)
2000 ila 2005 senelerinde Bolivya, sömürülen ve baskı görenlerin (işçiler, fakir köylüler, öğrenciler, kayıt dışı çalışanlar…) mücadelelerinin yükselişe geçtiği bir alandır. 2002 senesinin haziran ayında, Movimiento Nacionalista Revolucionario (Milliyetçi Devrimci Hareket, MNR) partisinden Gonzalo Sánchez de Lozada, oyların %22,5’ini alarak cumhurbaşkanı seçilmiştir, Evo Morales ise oyların %20,9’unu almıştır. MNR genel seçimleri kazanmıştır, ancak parlamentoda mutlak çoğunluğu olmadığından Movimiento de Izquierda Revolucionaria (Devrimci sol hareketi, MIR) ile ittifak kurmak mecburiyetinde kalmıştır.

Seferberlikler, MNR-MIR hükumetinin – IMF tarafından dikte edilen – kamu şirketlerinin özelleştirilmelerini, koka ağaçlarının yok edilmelerini, vergi artışları ile maaş ve emekli maaşlarının düşürülmelerini öngören planı sebebiyle başlamıştır. Lozada’nın doğal gaz rezervlerini emperyalist petrol şirketlerinin oluşturduğu bir konsorsiyuma verilmesi yönündeki kararı ihtilalci süreci başlatmıştır. Sınırsız genel grevler, yol kesmeler, kitlesel gösteriler, maden işçileriyle tüm kent çalışanlarını Central Obrera Boliviana (Bolivyalı İşçi Sendikası) yönetimi altında bir araya getirmiştir. Kitlesel bir şekilde Confederación Sindical Única de Trabajadores Campesinos de Bolivia (Bolivya tarım emekçilerinin tek sendikal konfederasyonu, CSUTCB) tarafından teşkilatlanan ve Evo Morales’in sosyal ve siyasi tabanını oluşturan fakir köylüler onlara katılmışlardır.

Şubat 2003 tarihinde düşük maaşlara yönelik bir vergi oluşturulmasına karşı gösterilerde ordu 34 kişiyi öldürmüş ve 200’den fazla kişiyi yaralamıştır.

Ekim ayında, doğal gazın kamulaştırılması için yapılan gösterilere yönelik baskıda 60 civarı kişi öldürülmüş, yüzlercesi ise yaralanmıştır. Kitlelerin seferberliği, COB, CSUTCB ve (La Paz kentinin üzerinde konumlu 1 milyon nüfuslu proleter bir kent olan) El Alto’daki Federación de Juntas Vecinales (mahalle komiteleri federasyonu, FEJUVE) yönetimlerini tüm ülkede sınırsız genel grev çağrısı yapacak “hareket için birleşik bir yönetim” kurmaya mecbur bırakmıştır. Öz teşkilatlanma şekilleri oluşmuştur ve 1971 senesindeki ihtilal sırasında doğan Kitle Asamblesi yeniden faaliyete geçmiştir. Kitleler, ekim 2003 tarihinde cumhurbaşkanı Lozada’yı kovmuşlardır ve o da iktidarı (kendisi de MNR mensubu olan) Carlos Mesa’ya bırakıp Amerika Birleşik Devletleri’ne kaçmıştır. [bkz. CoReP, Pour la révolution socialiste en Bolivie, 10 haziran 2005].

Ancak hareketin başını çeken işçi sınıfı ile kitleler, MAS ile Mesa hükumetini kabul edip seferberliği zayıflatan ve böylece burjuva devleti bir kez daha kurtaracak siyasi çıkışı kolaylaştıran COB ve CSUTCB bürokrasileri tarafından ihanete uğramışlardır.

Nisan 2006 tarihinde, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki SL (ki Çin’i hâlâ bir işçi devleti zanneder), Bolivya’da artık bir işçi sınıfı olmadığını (ve üstü kapalı olarak hiçbir sosyal devrim perspektifi de olmadığını) ileri sürmüştür. Halbuki ne işçi sınıfı, ne de burjuvazi yok olmuştur.

Latin Amerika toplumu, (gelişmiş veya geri kalmış) her toplum gibi üç sınıftan oluşur: burjuvazi, küçük burjuvazi ve proletarya. (Troçki, Latin Amerika hakkında tartışma, 4 kasım 1938)
Zaten her ihtilalci kriz sırasında (1952, 1971, 2003), sayıları çok yüksek olmamasına rağmen madenci işçiler merkezi bir rol oynamışlardır. Buna ilaveten, proletarya maden çıkarma sanayisinde çalışan emekçilerle sınırlı değildir. İşçi sınıfı, istatistiklerdeki yerinden çok daha büyük sosyal ve siyasi bir rol oynar. Fakat, partisi olmadığından, hareketi ekim 1917’de Rusya’da olduğu gibi zafere taşımaktan acizdir.

Tarihi açıdan partileri iflas etmiştir. PIR-PCB, kitleler için Rus ihtilalini temsil etmekteydi. Halbuki işin aslında bu parti, SSCB’nin bürokratlaşmasının (1923 ila 1927) ve bunun neticesi olarak Komünist Enternasyonal’in bozulmasının etkisiyle Stalinci idi. “Komünist” parti, 1941 senesinde milli mücadeleyi terk etmiştir ve bu da ordunun bir kısmının emperyalizm karşıtlığını taşımasına ve emperyalizm karşıtı burjuvazinin (MNR) o tarihten itibaren işçi sınıfı dahil olmak üzere kitlelerde kök salmasına imkân sağlamıştır. Daha küçük boyuttaki ancak İkinci Cihan Harbi sonrasında maden işçileri arasında yerleşmiş olan rakibi, 4. Enternasyonal bölümü olan POR, revizyonist 4. Enternasyonal sekreteryasının (Pablo, Mandel, Frank…) fırsatçılığının güçlendirdiği 1947 senesinden itibaren MNR karşısındaki fırsatçılığına kurban gidip 1954 senesinde parçalanmıştır. Castro’ya destek veren çoğunluğu yani Hugo Gonzáles Moscóso’nun yönettiği ve “4. Enternasyonal” resmi bölümü Combate mecmuasını yayınlayan POR, kırsal gerillacılığa başlamıştır. 1970-71 ihtilalinde hiçbir rol oynamamıştır. Azınlıkta ise, bir fraksiyon MNR’e katılmıştır. Bir diğer fraksiyon ise, yani Guillermo Lora’nın yönettiği ve Masas mecmuasını yayınlayan POR, işçi sınıfı dahilinde faal olmaya devam etmiştir. Fakat 1970-71 ihtilalci sürecinde POR-Masas, Moskova ile ilişkili PCB, Pekin ile ilişkili PCB-ML ve Havana ile ilişkili ELN gibi “emperyalizm karşıtı” general José Torres karşısında boyun eğmiştir, ki bu da yönünü kaybetmiş ve silahsızlanmış proletaryaya karşı MNR partisinin desteğiyle general Hugo Banzer’in yaptığı kanlı darbeyi kolaylaştırmıştır. Sürgünde, POR partileri Frente Revolucionario Anti-imperialista isimli bir halk cephesine katılmışlardır; bu halk cephesi bir yandan Torres etrafında burjuva ordunun bir kanadı ile MIR (MNR’den ayrılmayla ortaya çıkmıştır), diğer yandan ise ELN, PCB, PCB-ML, MIR, POR-Masas ve POR-Combate tarafından oluşturulmuştur. POR-Combate yok olmuştur. 1982 senesinde POR-Masas, “ordunun Bolivyalılaştırılması” ve “işçi sınıfının hizmetinde bir ordu” çağrısında bulunmuştur. 1985 senesinde adayları reylerin %0,8’ünü almıştır.

2003 senesinde emekçi kitlelere rehberlik edebilecek bir ihtilalci yönetimin eksikliği sebebiyle Evo Morales ile MAS kitle mücadelesinin başına geçmişler, Sovyetlere dönüşebilecek organları boğmuşlar ve burjuva demokrasi çerçevesinde iktidara gelişlerini hazırlamaya başlamışlardır. Kitlelerin isyanını kanalize etmek için Mesa’nın hükumeti 2005 senesinde erken seçime gitmiştir (cumhurbaşkanlığı seçimleri ve genel seçimler).

2005: ilk yerli Bolivyalı cumhurbaşkanının seçilmesi

Morales, kendisine karşı Amerikan devletinin yürüttüğü kampanyaya rağmen cumhurbaşkanı olmuştur (reylerin %54’ünün üzerinde oy alarak) ve MAS 130 üzerinden 72 milletvekili çıkarmıştır.

Tıpkı 1998 senesinde Venezuela’da iktidara gelen Hugo Chávez gibi Morales de 2005 yılında kendisini “Bolivarcı bir devrimci, 21. asrın sosyalizminin bir destekçisi” olarak göstermiştir. İlk defa bir yerli Bolivya’da devlet başkanı seçilmiştir. Ancak zaten 1993 ila 1997 seneleri arasında (MNR-MRTKL hükumeti sırasında) yerli bir başkan yardımcısı olmuştur. Her durumda bir cumhurbaşkanının (veya bir başbakanın) yaşı, etnik grubu, cinsiyeti veya cinsel yönelimi devletin tabiatını hiçbir şekilde etkilemez.

Evo Morales, emekçi sınıflar ile burjuvazi arasında ve milli burjuvazi ile emperyalist burjuvazi arasında bonapartist bir hakem duruşu göstermiştir.

Milli burjuvazinin ecnebi emperyalistlere karşı biraz daha fazla bağımsızlık elde etmeye çalıştığı bir dönemdeyiz. Milli burjuvazi işçilerle ve köylülerle yakınlaşmak mecburiyetindedir, bu durumda ülkenin güçlü adamı sola yönelim gösterir. (Troçki, Latin Amerika hakkında tartışma, 4 kasım1938)
2005 senesinde 2019 yılına dek Morales, kapitalist imalat şekliyle burjuva devletin devamı için belirleyici bir rol oynamıştır. MAS’ın ideoloğu ve aynı zamanda başkan yardımcısı Linera basına çok erken açıklama yapmıştır.

Cumhurbaşkanı Morales’ın hükumeti özel mülkiyete, dine, müteşebbisin faaliyetine saygı duyar, özel eğitimi garantiler… (Garcia Linera, mart 2007)
En mühim sendika (COSATU) ile Stalinci partinin (SACP) yardımıyla Güney Afrika’da yerli tabanlı milliyetçi parti nasıl 1994 senesinde kendi saflarından bir azınlığın burjuvaziye erişmesi karşılığında kapitalizmi kurtardıysa, MAS da o şekilde kapitalizme dokunmamakta ama yerli kökenli bir burjuvazi oluşturmaktadır.

Mayıs 2006 tarihinde hükumet, ekili olmayan arazilere tazminat ödenmeksizin el konulmasını öngören iddialı bir tarım reformu duyurmuştur. Büyük toprak sahipleri buna Reinaldo Diaz (Doğu Tarım Odası) ile bir kapitalist ve faşist UJC’nin eski mensubu olan Fernando Camacho (Santa Cruz sivil komite başkanı) önderliğinde tüm yolları kullanarak karşı çıkmışlardır,

Ağustos 2006 tarihinde Morales, 1967 Anayasasını düzeltmek için kurucu bir meclis toplamıştır. Troçkizm’in revize edilmesini savunan birçok grup (Pablist, Morenist, Grantist, Cliffist, Lambertist…) “emperyalizm karşıtı birleşik cepheyi” savunduklarını iddia edip burjuva demokrasilerde kurucu meclis talep etmeye devam etmişlerdir, halbuki bu slogan sadece temel demokratik hürriyetlerden mahrum ülkelerde ilerici (radikal demokratik) bir karakter taşır, eylül 1917 öncesi Rusya’da, 1930 senelerindeki Çin ile Hindistan’da olduğu gibi. Aksi takdirde, proletaryanın boynuna geçirilmiş demokratik bir ilmikten başka bir şey olmaz.

Çin veya Hindistan gibi ülkelerde milli meclis veya kurucu meclis sloganları tüm değerini muhafaza etmektedir… Demokrasi formülleri bizim için proletaryanın bağımsız hareketinde sadece geçici veya aralıklı bir slogandır, burjuvazinin ajanları tarafından proletaryanın boynuna geçirilecek demokratik bir ilmik değildir. (4. Enternasyonal, Geçiş Programı, 1938)
1938 senesinden beri Bolivya’da çok partili sistem ve hür seçimler mevcut olduğundan, herkese seçme hakkı 1952 senesinde ihtilalci tehdit altında verildiğinden dolayı, MAS’ın kurucu meclisinin tek işlevi kitle asamblesini uzakta tutmak ve burjuva devleti meşrulaştırmaktır. 6. maddeye göre, And dağlarındaki yerli yanlısı hareketlerin kabul ettikleri çok renkli bayrak yani viphala, ikinci amblem olarak kabul edilmiştir. Yeni anayasa İspanyol sömürgeciler tarafından dayatılan Katolik Hristiyanlık devlet dini olmadığından biraz daha laiktir. “Çok uluslu” olarak kendini sunan bu anayasa, Aymara, Keşua, Guarani vs. lisanlarını resmi lisan olarak kabul etmiş, daha fazla özerklik vaadinde bulunmuş ve referandumu kolaylaştırmıştır. Cumhurbaşkanlığını iki dönemle sınırlandırmıştır. Hakimlerin tayinini değiştirmiştir. Fakat devletin kolluk güçlerine (ordu ve polis) dokunulmamış (VII. Bölüm), 56. madde ise özel mülkiyeti garantilemiştir. İktidar ne çalışma yasasında, ne vergi kanunda, ne de miras hakkındaki kanunda reforma gitmemiştir.

Yerli yanlısı hükumetin sosyal politikası, Brezilya’da reformist PT tarafından yönetilen halk cephesi hükumetlerinin (2003-2011) politikalarından ilham almıştır, sanayi politikası ise daha çok aynı ülkenin önceki askeri diktatörlüğünün (1964-1985) sanayi politikasını taklit etmiştir.

Hükumet, mayıs 2006 tarihinde hidrokarbonların kamulaştırılması yönünde bir kanunu kabul ettirmiştir. İlerici ancak sınırlı bir kanundur bu. Sadece ham maddeyi kapsar, ecnebi grupların iştiraklerini ve fabrikalarını kapsamaz. Bolivya devleti Repsol (İspanya), Total (Fransa), Exxon (Amerika Birleşik Devletleri), British Gas (Büyük Britanya), Petrobras (Brezilya)… ile olan sözleşmeleri değiştirmiştir. Böylece maden ve enerji rantının bir kısmını geri almıştır. Hükumet bunu kamu donanımlarını (yollar, köprüler, sulama şebekeleri, El Alto – La Paz teleferiği, gaz şebekesi, okullar, hastaneler) iyileştirmek için ve kitlelere bazı tavizler vermek kullanmıştır: asgari maaşın arttırılması, okullar için ödenek…

2007 senesinde devlet yerli bölgelerinde iki hidroelektrik baraj kurma kararı almıştır (El Chepte, El Bala). 2008 senesinde, bir batarya imalat şirketi (YLB) kurmaya teşebbüs etmiştir.

2008 senesinin mayıs ayından haziran ayına dek muhalefet tarafından kontrol edilen doğu illerinin (Beni, Chuquisaca, Pando, Santa Cruz, Tarija) valileri, MAS’a karşı muhalefeti büyük arazi sahipleri ile gıda sektörünün kapitalistleri hegemonyası altında seferberliğe çıkarmaya yarayan ve seçilmiş olmayan Comités Cívicos’lara (sivil komiteler) dayanarak MAS’ın temasını MAS’a karşı kullanmışlardır. Özerkliklerini arttırmak için referandumlar tertip etmişlerdir. Hükumet buna milli bir referandumla cevap vermiştir ve bunu kazanmıştır (%67 kabul reyi), aynı zamanda kitleler ayrılıkçılara ve onların faşist gruplarına karşı seferberliğe başlamıştır. Bu neticeye rağmen Media Luna valileri, özerkliğin yürürlüğe konulacağını, kamu idaresi binalarının işgalini ve yollarla havalimanlarının blokajını duyurmuşlardır. 11 eylül 2008 tarihinde Cobija’ya giden bir grup köylü Pando bölgesel hükumetinin adamları tarafından saldırıya uğramıştır ve 19 köylü öldürülmüştür. Halkın öfkesine dayanarak merkezi hükumet düzeni yeniden tesis etmeyi başarmıştır. Ocak 2009 tarihinde yeni anayasa kabul edilmiştir (%61 kabul oyu).

2009: Morales “oligarşiye” boyun eğmiştir

İlk başta devletin başında olan MAS, “sosyal teşkilatları” kolayca kabul etmiş ve bünyesine katmıştır. Onları finanse edip yöneticilerine destekleri karşılığında resmi pozisyonlar vermiştir. COB’u bile etkisiz hale getirmiştir. Teşkilatların yöneticiliklerine kendi adaylarını dayatmıştır. Tüm bunlar mümkün olmazsa bu teşkilatları bölmüş (CIDOB), hatta direnen sendikacılar ve yerli sorumlular hakkında yasal işlem başlatmıştır.

2009 senesinde Morales, İspanya, Güney Afrika, Şili, Arjantin’deki gibi “milli mutabakattan” söz etmiştir.

Öncelikle 1971 senesinde general Banzer’in darbesinin sivil desteği olan Santa Cruz sivil komitesi tarafından temsil edilen büyük toprak sahiplerinin direnişi sebebiyle hükumet tarım reformundan vazgeçmiştir. Orman katli Bolivya Amazon’unda son sürat devam etmektedir, yılda 300000 hektar orman yok olmaktadır. Bu araziler hayvancılık ve bilhassa ihracata yönelik soya ekimleri için kullanılmaktadır. Aralık ayında genel seçimler Morales’in %64,2 oy oranıyla, MAS’ın ise 130 üzerinden 88 milletvekili ve 36 senatör üzerinden 26 senatör kazanmasıyla neticelenmiştir.

Nisan 2010 tarihinde, bölgesel ve belediye seçimleri sırasında, MAS bazen liste başlarına Luis Flores (Pando) veya Roberto Fernández (Santa Cruz) gibi “sağ” siyasetçileri yerleştirmiştir. Bu ittifaklar, mevzubahis siyasetçilerin faşist grupları tarafından saldırıya uğramış emekçi köylüler arasında çekinceler yaratmıştır.

Ağustos 2009 tarihinde hükumet, yerli bölgesi ve İsiboro-Secure milli parkını katedecek yeni bir yolun OAS adlı Brezilyalı kapitalist grup tarafından inşasına müsaade etmiştir. Yerli topluluklar ve polis arasında çatışmalar ve 2500 yerlinin ekim 2011 tarihinde La Paz’a yürümesinin ardından Morales projeyi iptal etmiştir.

Aralık 2010 tarihinde hükumet, taşımacılık sendikası (birçok otobüs patronları) ile rejimi destekleyen COB’un karşı çıktıkları bir karar alarak benzin fiyatlarına zam yapmak istemiştir. Direnişe karşı cumhurbaşkanı geri adım atmış ve zammı iptal etmiştir.

2008-2009 senelerindeki kürsel kapitalist kriz ile ham madde fiyatları düşüşe geçmiştir. 2011 senesinde devlet, aradaki farkı kapatmak için ihraç edilen miktarı arttırmaya çalışmış ve korumada olan 22 bölgenin 11’inde hidrokarbon aranmasına müsaade etmiştir. İki teşkilat (CONAMAQ ve CIDOB), MAS’a destek veren yerli teşkilatları birlik anlaşmasından (Pacto de Unidad) çekilmiştir.

2012 senesinde polislerin maaşı %20 oranında arttırılmıştır.

Mayıs 2013 tarihinde hükumet, maaşlı çalışanların emekliliğinde değişikliğe gitme kararı almıştır. Daha yüksek emekli maaşı talep eden maden işçilerinin grevi ile karşı karşıya kalmıştır. Grevcilere karşı polisi göndermiştir. Yüzlerce maden işçisi, sanayi işçisi, sağlık ve eğitim emekçisi coplanmış ve gözaltına alınmıştır. Bunun ardından COB yönetimi ile bir uzlaşma sağlanmıştır.

2014 senesinde hükumet, Amerika ile bağlantıları açık olan eski cumhurbaşkanı Mesa’yı (2002-2005) La Haye’daki Uluslararası Adalet Divanı nezdinde Bolivya’nın Şili’den denize erişim talep eden davası için sözcü olarak atamıştır. Çocukların 10 yaşından itibaren çalışmalarına müsaade eden bir kanun tasarısı yasalaşmıştır.

Yabancı ülkeler ile emtia ticareti, gazın kamulaştırılmasından önceki gibi yeniden açık vermeye başlamıştır.

Morales, 2014 senesinde 2009 anayasasının izin verdiği arka arkaya iki dönem (2005, 2009) sınırına ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi, bu kuralın sadece yürürlüğe girmesinden sonra uygulanabileceğine, dolayısıyla Morales’in tekrar ikinci bir dönem için aday olabileceğine hükmetmiştir.

Genel seçimler için Morales ve MAS artık emperyalizm ve liberalizm karşıtı bir söylem kullanmayıp, iyi yönetim sloganını öne çıkarmıştır: “Con Evo, vamos bien” (yani Evo ile her şey yolunda). MAS’ın milletvekili adayları arasında muhalefetten gelen yeni bir dalga bulmak mümkündü: Carlos Subirana ve Muriel Cruz (Santa Cruz), Francisco Navajas ile Neila Lenz (Tarija), Milton Barón (Chuquisica). Bunun aksi istikametinde, bazı MAS destekçileri partileri ile ona karşı aday olacak derecede bağlarını koparmıştır: Fernando Vargas (Partido Verde) ve Juan del Granado (MSM). Morales %61,4 neticesi ile seçimleri kazanmış, MAS ise 130 üzerinden 88 milletvekili ve 36 üzerinden 25 senatör çıkarmıştır. Ancak seçmenleri kalelerinde azalmaya başlamıştır (La Paz, Oruro, Potosi). Samuel Doria Medina oyların %24,2’ini almış ve onun UD’si yani burjuva muhalefetin esas koalisyonu 32 milletvekili çıkarmıştır. Granado oyların sadece %2,7’ini, Vargas ise %2,6’sını almıştır.

2015 senesinde devlet, 22 korumalı bölgede yeraltı kaynaklarının kullanılması konusunda yerli halklara danışılma süresini 45 güne indirmiştir, halbuki bu süre 2007 senesinde 90 gün idi. Kışlalarda askerliğini yapan 4 kişi öldürülmüş ve sorumlular yargılanmamıştır. 2004 senesinden beri 55 eşcinsel hiçbir mahkumiyet olmadan öldürülmüştür.

Şubat 2016 tarihinde Morales, referandum ile 4. bir dönem için adaylığını koyma talebinde bulunmuştur. Amerika Birleşik Devletleri etkisinde olan Amerika Devletleri Teşkilatı referandumun tertip edilmesini onaylamıştır çünkü Morales’ten hiçbir konuda çekinmemiştir. %84 oranında bir katılımla, Morales referandumu %51,3 hayır oyu ile kaybetmiştir, ki bu kitlelerin hoşnutsuzluğunu yansıtmaktadır. Bu oya karşı, Anayasa Mahkemesi 28 kasım 2017 tarihinde cumhurbaşkanlığı dönemlerinin sınırlandırmasını kaldırmıştır.

Haziran 2018 tarihinde, Morales, La Paz kentinin üst kesimlerinde 12 katlı (120 m) yeni bir cumhurbaşkanlığı sarayı açmıştır. Bu sarayda, devlet başkanı için iki kat ayrılmış ve buna 1000 m2 boyutunda özel asansörü, jakuzisi, saunası, jimnastik ve masaj salonu bulunan kişisel dairenin dahil olduğu iddia edilmiştir. Aralık 2018 tarihinde IMF, Bolivya’yı tebrik etmiştir.

Ağustos 2019 tarihinde hükumet, Coipa ve Pastos’daki lityum rezervlerini kullanarak Çin’de batarya imalatı yapılması için Xinjiang TBEA kapitalist grubuyla işbirliği anlaşması yapmıştır. Eylül ayında yangınlar üç milyon hektar alanı küle çevirmiştir.

10 kasım 2019: ordunun tertip ettiği bir darbe

Anayasaya göre ilk turda seçilmek için iki seçenek vardır: ya oyların %50’sinden fazla oy almak, ya da ikinci adayla arada en az %10 değerinde bir fark oluşması.

Eylül 2019 tarihinde, MAS hükumeti tarafından 2014 senesinde yeniden ön plana çıkarılan Carlos Mesa, genel seçimlerde Morales’e karşı aday olmuştur. 20 eylül tarihinde açıklanan ilk neticelere göre Morales seçimi başta götürmüş (%45) ancak ilk turda seçilmek için yeteri kadar arayı açamamıştı (Mesa neredeyse oyların %38’ini almıştı). 20 eylülü 21 eylüle bağlayan gece göstericiler Avrupa Birliği ile Amerika Devletleri Teşkilatı tarafından itiraz edilen bu neticeyi protesto etmek için sokaklara çıkmışlardır. Başka bir deyişle, 2005 ila 2019 seneleri arasında Morales’i kabul eden batılı emperyalist güçler, artık onun tasfiye edilmesi gerektiğini düşünmüşlerdir. 2009 senesinde ordunun Honduras’da Zelaya’yı devirmesine, 2016 senesinde cumhurbaşkanı Rousseff’in görevden azledilmesine yardım ettikleri [bkz. CoReP, Brezilya: faşist başkan ve genelkurmaya karşı birleşik işçi cephesi!, 5 kasım 2018] ve ocak 2019 tarihinde Venezuela’da ekonomik buhran sebebiyle zayıflayan PSUV cumhurbaşkanını .başarısız bir şekilde devirmeye çalıştıkları gibi [bkz. CoReP, Emperyalistler Venezuela’dan Pençenizi Çekin, 26 ocak 2019].

24 eylül tarihinde nihai neticeler açıklanmıştır: eski cumhurbaşkanı %10,57’lik bir fark ile tekrar seçilmiştir (Morales için oyların %47’si, Mesa için %36,5’i), ikinci bir tura gerek kalmamıştır. Halkın çoğunluğu, haklı veya haksız olsun, bu sonuca inanmamıştır. Sokaklarda, köylüler arasında sayıları hâlâ yüksek olan Morales destekçileri, muhaliflerle çatışmıştır, ki buna fakir katmandaki muhalifler de dahildir. 2000-2005 isyanının kalesi olan El Alto da bile (1 milyon nüfus) halk bölünmüştür. Hareketi yöneten sivil komiteler heterojendir, ancak ekseriyeti toprak sahipleriyle kapitalistlerin kontrolünde olmuştur. Başkanı Camacho olan Santa Cruz sivil komitesi, zengin öğrenciler ve sınıfından düşenlerin oluşturduğu Hristiyan faşist grupları seferber etmiştir. Başka yöneticiler Potosi sivil komitesi başkanı Marco Pumari gibi yerlidirler. Çoğunluğu yerli olan polis memurları başkaldırmış ve viphala’yı üniformalarından söküp atmışlardır. Morales, orduyu düzeni tekrar tesis etmeye çağırmış ve Amerika Devletleri Teşkilatı’nın hakemliğini talep etmiştir.

Silahlı gruplar Morales ve diğer MAS yöneticilerinin evlerine saldırmış ve ailelerini tehdit etmişlerdir. Camacho (Santa Cruz sivil komitesi), bir elinde tabanca, diğer elinde ise İncil taşımıştır. 10 kasım tarihinde, Amerika Devletleri Teşkilatı yeni seçimler tertip edilmesi kanaatine vardığını duyurmuştur. Camacho, cumhurbaşkanlığı sarayında Bolivya bayrağı üzerine konmuş bir İncil önünde diz çökmüş halde poz vermiş ve “Tanrıyı cumhurbaşkanlığı sarayına geri getirmek” istediğini beyan etmiştir. Yine 10 kasım tarihinde en önemli maaşlı çalışan sendikası olan Central Obrera Boliviana (COB), Morales’den “ülkeye sükunet getirecekse istifa etmesini” istemiştir. Aynı gün, ordunun komutanı Williams Kaliman, “barış ve istikrarın korunmasına izin vermek için cumhurbaşkanına başkanlık vazifesinden vazgeçmesi” emrini vermiştir.

10 kasım akşamı, Morales genelkurmaya itaat etmiş ve başkan yardımcısı Linera ile aileleri tehdit edilen Meclis ve Senato başkanları (MAS) gibi istifa etmiştir. Mesa “zorbalığın sonunu” selamlamıştır. Venezuela sefaretine saldırı düzenlenmiştir. Irkçı Senato başkan yardımcısı Jeanine Áñez (Movimiento Demócrata Social), elinde bir İncil ile kendisinin geçici devlet başkanı olduğunu beyan etmiştir.

11 kasım tarihinde binlerce köylü darbeye karşı La Paz ve El Alto da dahil olmak üzere birçok yerde gösterilerde bulunmuştur. Morales, sağlık ve eğitim sektöründe çalışanlara grevi bitirme çağrısında bulunmuştur.

12 kasım tarihinde Morales ile Linera Meksika’ya kaçmışlar, Hristiyan faşist gruplar başkanlık sarayını işgal etmiş ve viphala’yı yakmışlardır. Áñez, faşist Camacho yanında olduğu halde kendisini sarayın balkonundan devlet başkanı ilan etmiştir. 13 kasım tarihinde Amerikan hükumeti Áñez’in devlet başkanlığını tanımıştır.

14 kasım tarihinde Áñez İncil üzerine ant içen bir hükumet kurmuştur. Binlerce emekçi darbeyi kınamak ve Áñez’in istifasını talep etmek için ellerinde viphala ile El Alto’dan La Paz’daki cumhurbaşkanlığı sarayına yürümüştür. Binlerce COB kırsal ilkokul öğretmenleri federasyonu mensubu da bu yürüyüşe katılmıştır. Bu federasyonun yöneticisi Andrés Huayta Álvarez, basına gösteriye liderlik etmesine rağmen işleri kolaylaştırmak istediğini söylemekten hiçbir sıkıntı duymamıştır.

Tabii ki Áñez’in meşruiyetini tanımıyorum; ancak istifasını da istemiyorum. İşin sonunda bu geçici bir hükumettir. (Jornada-on-line, 13 kasım 2019)
15 kasım tarihinde polis Cochabamba’da gösteri yapan 9 köylüyü öldürmüştür. 19 kasım tarihinde ise ordu Senkata fabrikasını (El Alto) 10 kişinin ölümüne yol açarak açmıştır.

Bildiğimiz kadarıyla iki teşkilat 4. Enternasyonal’i “tekrar kurma” iddiasındadırlar. POR ismini tutan grup, Bolivyalı burjuva basın gibi bir darbe olduğunu reddetmektedir. MAS ile faşistleri neredeyse aynı kefeye koymaktadır.

La Paz, El Alto ve diğer kentlerin halkları, MAS ile lümpenin her türlü vandalizmi “Mesa ile Camacho’nun kellelerini istiyoruz” ve“şimdi iç savaş” sloganlarıyla yapan öfkeli milislerinin saldırılarına karşı terör anları yaşamıştır. Evo istifa etmiştir ve Meksika’ya kaçmıştır, ancak mağlubiyetinin pahası yüksek olmuştur, arkasında yıkım ve kan bırakmıştır. (Masas, 15 kasım 2019)
2003 senesinde Arjantinli PTS militanları tarafından kurulmuş olan LOR-CI ise… yeni bir Kurucu Meclis teklif etmiştir.

Biz, LOR-CI olarak, hareketin mevcut siyasi rejimle sınırlı hedeflerini aşması ve bunun neticesi olarak yeniden hakikaten hür ve egemen bir Kurucu Meclis’i dayatacak süreci başlatması için mücadeleye katıldık. (La Izquierda, 17 kasım 2019)
Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ile Katolik Kilisesi, darbecilerin “geçici hükumeti” ve (parlamentoda çoğunluğu elinde tutan) MAS ile “sosyal teşkilatlar” arasında aracı rolü oynamaktadır. 23 kasım tarihinde, darbeci başkan Añez ve parlamentodaki tüm partilerin temsilcileri, genelkurmayın yanında yeni genel seçimler tertip edilmesi konusunda bir anlaşma açıklamışlardır: Ley de Régimen excepcional y transitorio. MAS, Morales’in adaylığını koymasının yasaklanmasını kabul etmiştir. Maaşlı çalışan (COB) ve köylü (CSUTCB) sendikaları, yerli (CIDOB, CONAMAQ, CSCIOB) ve kadın (CNMCIOB) dernekleri seferberliği sona erdirme ve yolların bloke edilmesinin durmasını taahhüt etmişlerdir. 26 kasım tarihinde El Alto barikatları kaldırılmıştır. Toplamda 32 kişi ölmüş ve 700 kişi yaralanmıştır.

29 kasım tarihinde, daima partilerin ve seçimlerin dışında kalacağını söylemiş olan faşist Camacho cumhurbaşkanlığına adaylığını açıklamıştır. 16 aralık tarihinde Morales, 2020’deki seçimleri denetlemek için Birleşmiş Milletler’den ve Papa’dan seçim misyonu talep etmiştir. 31 aralık tarihinde Pumari, Camacho’nun yanında devlet başkanlığı seçimlerinde başkan yardımcısı adayı olarak onun ortağı olacağını açıklamıştır. Üstelik bu, Bolivya basınına Camacho tarafından verilen bir ses kaydında Pumari’nin seçimlerde ortak olmak için 250000 dolar talep etmesine rağmen gerçekleşmiştir.

Bir bant kaydına göre, Santa Cruz sivil komitesinin eski yöneticisi, Marco Pumari’nin gelecek seçimlerde adaylığını koyması için 250000 dolar ödemiştir. (Opinión, 8 aralık 2019)

Sınıf bağımsızlığı ve sürekli devrim için

10 kasım tarihinde komünistlerin yeri, yağmacı Amerikalı ve Avrupalı devletler tarafından desteklenen genelkurmaya, başkaldıran polislere, gerici politikacılara ve faşist gruplara karşı Morales yanlısı emekçiler ile öğrenciler idi.

Ecnebi emperyalistlere karşı mücadelede kitlelerin zaferini sağlayabilecek tek yönetim olarak milli burjuvaziyle sürekli rekabet halindeyiz… Yabancı emperyalistlerle ya da onların gerici faşist ajanlarıyla doğrudan mücadele ettiği her durumda ona tüm devrimci desteğimizi veririz ancak aynı zamanda teşkilatımızın, programımızın, partimizin tam bağımsızlığını ve tam eleştiri özgürlüğümüzü koruruz. (Troçki, Latin Amerika hakkında tartışma, 4 kasım1938)
Ancak dikkat edilmesi gereken, 2003 senesinde yüz binlerce göstericinin MNR hükumetine karşı çıktığı; 2019 senesinde ise sadece birkaç bin göstericinin MAS hükumetine destek olduklarıdır, çünkü Küba’nın imtiyazlı bürokrasisinin, Brezilya’daki PT, Şili’deki PS ve PCC gibi reformist partilerin, MAS, PSUV, FSLN, PJ gibi partilerde cisimleşen milliyetçi kliklerin siyaseti yerel ve küresel kapitalizmin ekmeğine yağ sürmektedir.

Amerikan emperyalizmini ve Latin Amerika burjuvazisini mağlup edebilecek yegane kuvvet işçi sınıfıdır. Darbeye rağmen işçi sınıfı ezilmiş değildir. Son söz Bolivya proletaryasının olacaktır, yeter ki partisini kurabilsin.

Her şeyden evvel, tüm işçi, köylü ve öğrenci teşkilatları ve bilhassa COB, sömürücü sınıfın tüm fraksiyonları ile ilişiğini kesmeli ve aşağıdaki gibi bir eylem programını savunmalıdır:

  • Tüm siyasi mahpuslara hürriyet! İşçi ve köylü katledenler cezalandırılsın! Demokratik hürriyetler müdafaa edilsin, ki buna Morales’in tekrar aday olması da dahildir!
  • 2013 senesinin kadınlara yapılan şiddete karşı kanun uygulansın! Özgür ve bedava cinsel eğitim, doğum kontrolü ve kürtaj hakkı!
  • Maden işçileriyle maden yakınında yaşayanların sağlığı korunsun! Amazon ormanının katline son!
  • Maaşlar arttırılsın ve mesai süresi azaltılsın! Bedava eğitim ve sağlık hizmetleri temin edilsin! Kaliteli ve ucuz toplu taşıma ile konutlar sağlansın!
  • Büyük araziler, fabrikalar, maden yatakları, bankalar, telekomünikasyon şirketleri, büyük medya şirketleri, özel üniversiteler işçi kontrolünde kamulaştırılsın!
  • Din ile devlet tamamen birbirinden ayrılsın! Hiçbir dine hiçbir şekilde devlet tarafından mali yardım yapılmasın!
  • Faşist saldırılara ve devletin baskı güçlerine karşı öz müdafaa komiteleriyle işçi milisleri kurulsun! Astsubaylar ile erlere kışlalarını terk edip işçi milislerine katılma çağrısı yapılsın! Mesleki ordu ile polis kuvvetleri silahsızlandırılsın ve lağvedilsin!

Günümüzde, Bolivya’nın tüm burjuva devlet organları (hükumet, adalet, parlamento, polis, ordu) bir meşruiyet krizi içindedirler. Bundan istifade etmek için işçilerin, köylülerin, emekçi kadınların, kentlerde hiçbir statüleri olmadan çalışanların ve öğrenimini sürdüren öğrencilerin, tüm ülkede darbeci hükumete alternatif olacak demokratik bir popüler Asamble’ye yolu açacak öz yönetim organları kurmak için seferber olmaları gerekmektedir. Silahlanarak, sömürülenler ve ezilenler iktidarı Sovyetlere verebilirler, işçi ve köylü hükumetini kurabilirler ve Sosyalist Amerika Federasyonuna yolu açabilirler.