1917 nisan ayından haziran ayına Rus devrimi

Posté le .

Çift iktidar

Büyük kentlerin işçilerinin grevlerinin, gösterilerinin, polis karakollarına saldırılarının ve askerlerin onların üzerine ateş açmayı reddetmelerinin meydana geldiği 1917 şubat devriminin ardından çar makamından çekilmiş ve demokratik hürriyetler tesis edilmiştir, ki aynı zamanda bu özgürlükler Almanya, Avusturya, Fransa ve Büyük Britanya’da savaş adına bastırılmaktaydı. Ülkenin her yerinde emekçi ve asker konseyleri (sovyetler) kurulmuştur.

Her şeye rağmen prens Lvov’un başkanlık ettiği geçici hükumet burjuva partilerin kontrolündeydi, özellikle de çarın düşüşünde hiçbir rol oynamamış olan demokrat anayasal partinin (PKD, “harbiyeliler”). Harbiyeliler ayaklanmaya iştirak etmiş üç sosyalist partinin ikisinin sayesinde durumu kurtarmışlardı. Sosyalist devrimci parti (PSR, “popülistler”) ile sosyal demokrat işçi partisi – örgütlenme komitesi (Menşevik parti, MP) devrim demokratik olduğu için burjuvazinin yönetmesi gerektiğini anlatarak iktidarı onlara devretmişlerdir.

Aynı zamanda sosyalist olduklarını öne süren tüm partiler yürütme komitesi oluşturmuş olan Petrograd sovyetine katılmaktaydılar. Rus işçi sınıfı 1905 senesinde ulaşılan en yüksek noktaya, yani sovyetlerin silâhlanması noktasına yeniden ulaşmıştı. Ancak sovyetler iktidara gelmek için hamle yapmamışlardır. Petrograd sovyetinin başkanı Nicolas Çkeidze idi. Sovyetin yürütme komitesi çarın makamını bırakmasının ardından hiçte bağımsız olmayan Devlet Dumasından geçici hükumeti kurmasını isteyen PSR ve Menşevik partinin elindeydi. Burjuva partilerden oluşan ve Milyukov’un (PKD) liderlik ettiği bu hükumet, kitlelerin şubat günlerinde savaşın son bulabileceğini hissetmelerine rağmen savaşa devam etmek istiyordu.

Devrim sadece önceden hazırlanan olguları su yüzüne çıkarmıştı. “Kahrolsun savaş” sloganı bunun sonucu olarak şubat günlerinin önde gelen birleşme çağrılarından birisi olmuştu. Bu çağrı, kadınların, Vyborg mahallesinin emekçilerinin ve kışlaların gösterilerinden geliyordu… (Lev Troçki, Histoire de la Révolution russe (Rus devriminin tarihi), 1930, Seuil, c. 1, s. 253)

Bir yandan hiç kimse tarafından seçilmemiş olan ve başında burjuva partiler bulunan geçici hükumet özel mülkiyeti savunmak ve harbi sürdürmek istemiştir. Diğer yandan ise sovyetlerin yürütmesi, kitlelerin baskısı altında, çar ve ailesinin tutuklanması ya da (büyük bölümü askere çağrılan köylülerden oluşan) askerlerin şuralarının kurulması yönünde geçici hükumete karşı gelen kararlar almıştır.

Denge sadece burjuva iktidarını sovyleterin varlığı ile uzlaştırmak isteyen PSR ve MP partilerinin siyaseti sayesinde sürebiliyordu.

Mart 1917: Bolşevik partinin burjuva hükumete baskı yapılması siyaseti

Rus işçi sosyal demokrat partisi-merkez komitesi (Bolşevik Parti, BP) şubat ayında 24000 militana sahipti. Şubat günlerinde baskın bir rol oynamasına rağmen sovyetlerde azınlıktaydı (şubat ayında Petrograd sovyetinde 1500 delege üzerinden 40).

İlk başta uyanışa geçen kitleler, üç sosyalist parti arasındaki farkı, özellikle de aynı ismi taşıyan iki parti (Rus işçi sosyal demokrat partisi) arasındaki farkı hemen idrak edemiyorlardı.

Çarlığa karşı mücadele göğüs göğse bir çarpışma hâline gelince Menşevik, devrimci sosyalist ve partisiz işçilerin ezici çoğunluğu Bolşevikleri desteklemişlerdir. Ancak sadece küçük bir azınlık Bolşeviklerin hangi anlamda diğer sosyalist partilerden farklılık gösterdiğini idrak etmişti. Bununla beraber emekçilerin tümü onlar ve burjuvazi arasında kalın bir çizgi çekiyordu. (Lev Troçki, Histoire de la Révolution russe (Rus devriminin tarihi), 1930, Seuil, c. 1, s. 211)

Bunun ardından sovyetlerde çok yoğun temsil edilen üniformalı ve köylerdeki köylüler yüzlerini PSR partisine çevirmişlerdir.

Kural her bin işçi için ve her bölük için bir delege tanınması olduğu için oran çabuk bir şekilde askerlerin daha yoğun temsil edilmesi yönünde evrildi. Mart ayı sonunda Petrograd’da bulunan 150000 askerin kentin 450000 işçisinden daha çok delegesi bulunuyordu. Toplam olarak sovyetteki sosyalist devrimci grubun 400 güvenilir temsilcisi vardı ve onlara 600 sempatizan eklenebilirdi. (Jacques Baynac, Les Socialistes-révolutionnaires (Devrimci sosyalistler), 1979, Laffont, s. 293-294)

Son olarak “liberal” burjuvaziden gelen ilk yanılsamalar Bolşeviklerden çok Menşeviklere yarıyordu.

Devrim bir öğrenme süreci olduğundan tecrübesiz erkek ve kadın emekçiler başlangıçta tecrübeli emekçilerin deneyip olumsuz buldukları ve reddettikleri fikirler ile siyasî faaliyet yönetmelerine açık olabiliyorlardı. (John Eric Mariot, The October Revolution (Ekim Devrimi) 2012, Haymarket, p. 153)

Bununla beraber tartışmalar ve şirket komiteleriyle sovyetlerde seçimler açık bir şekilde devam etmekteydi. Polisin silâhları alınmıştı, gazeteler sansürsüz yayınlanıyordu, yasa dışı partiler gün ışığına çıkabiliyordu, sayısı pek fazla olan siyasî tutuklular özgürlüklerine kavuşmuşlardı. Bu, Bolşevik partinin yönetiminde değişikliğe ve fırsatçı bir eğilime yol açmıştı.

12 mart tarihinde Stalin, Kamenev ile eski Boşevik vekil Muranov Sankt-Peterburg’a (Petgrograd’a) gelmişler ve orada partinin büyük yöneticileri gibi karşılanmışlardır. Şubat devrimi sırasında Bolşevik teşkilatı merkez komitenin geçici bürosu yönetmişti. Bu büro üç genç adamdan oluşuyordu: savaştan evvel “Pravda” için çalışan Vyaçeslav Skryabin-Molotov ile kendi kendilerini eğitmiş iki enerjik işçi olan Aleksandr Gavriloviç Şlyapnikov ve Peter Zalutski… Molotov tarafından yayınlanan “Pravda”, prens Lvov’un derhal devrilmesi ve tüm iktidarın sovyete geçmesini talep etmişti… Kamenev’in dönüşüyle Bolşeviklerin sağ kanadı hatırı sayılır bir şekilde güçlenmişti… 1912’den beri merkez komite üyesi olmasının verdiği güçle Stalin, Sankt-Petersburg üçlüsünü “görevden aldı” ve Kamenev ile “Pravda’nın” kontrolüne ele geçirdi… Bolşevik yönetimdeki değişiklik fark edilmeyecek gibi değildi. Hem sovyette, hem de “Pravda” içeriğinde Bolşevikler daha ara bulucu bir söylem kullanmaya başlamıştı. Kamenev ılımlılığın en büyük savunucularındandı. Stalin’in makaleleri Kamenev’inkilerden daha soldaydı ancak Molotov’unkilerden daha az radikaldi. (Isaac Deutscher, Staline (Stalin), 1949, Gallimard, s. 173-175)

Stalin sağ kanat (Voytinski, Kamenev) ile sol kanat (Molotov, Şlyapnikov, Zalutski) arasında hakem durumuna gelmişti. Bu, durum ve strateji hakkında net bir görüşü olmamasından dolayı, Stalin’i devrimin demokratik olduğundan dolayı burjuva hükumetin devrilmesini hazırlamak yerine onun üzerine baskı kurmak gerektiğini düşünmeye itti.

Tutarsız “kahrolsun savaş” sloganını benimsemiyoruz. Bizim sloganımız geçici hükumeti kısıtlamak için onun üzerinde baskı kurmaktır… (Stalin, Pravda, 15 mart 1917)

Bolşevik partinin tüm Rusya’yı kapsayan konferansında, küçük burjuva partiler tarafından desteklenen geçici hükumet özel mülkiyeti muhafaza edip emperyalist savaşa devam ederken Stalin, geçici hükumet ile Petrograd sovyeti arasında görev paylaşımını savunmuştur. Buna ilave olarak sovyetin devrimci faaliyetlerin kökeninde olduğunu iddia etmiştir, halbuki sovyetin yürütme komitesi sadece emekçi ve askerlerin taleplerine onay vermekteydi, hatta onları frenliyordu.

Onlar arasında roller paylaşıldı. [Petrograd] sovyeti devrimci değişimlerin inisiyatifini üstlenmişti, sovyet ayaklanan halkın devrimci şefidir, geçici hükumeti kontrol eden organdır. Geçici hükumet ise devrimci halkın kazanımlarını sağlamlaştırıcı olma rolünü üstlenmiştir. (Josef Stalin, Rapport sur les deux gouvernements (İki hükumet hakkında rapor), 27 mart 1917, Isaac Deutscher’in alıntısı, Staline (Stalin), 1949, Gallimard, s.  179)

Ancak bu direnişe de yol açmıştır.

Ancak bu tavır tüm parti tarafından paylaşılmıyordu. Merkez komitenin bürosu öfkeliydi… Protestolar Vyborg’da ve başka işçi mahallelerinde yer alıyordu… (Paul Le Blanc, Lenin and the Revolutionary Party (Lenin ve Devrimci Parti), 1990, Humanities Press, s. 257)

Menşevik parti, yönetimin çoğunluğu ile aynı görüşte olduğu için Stalin işi Rus takviminde nisan başında Rus işçi sosyal demokrat partisinin iki fraksiyonunun birleşmesini savunmaya kadar götürmüştür.

58 teşkilatın temsil edildiği ve (batı takvimine göre) 14 ila 16 nisan tarihlerinde yer alan tüm Rusya’yı kapsayan konferansta partideki bölünmeler açık bir şekilde ortaya çıkmıştı. Üç ana grubu ayırmak mümkündü: merkezci duruşta Moskova kent örgütlenmesi ile sürgünden dönen Nogin ve Rikov tarafından desteklenen Kamenev ve Stalin; sol kanatta Molotov ile Şlyapnikov tarafından yönetilen ve Aleksandra Kollontay ile Moskova çevresinin desteğini alan daha radikal bir grup; sağ kanatta ise küçük bir grup. Stalin oy birliği ile geçici hükumet ile ilişkileri kapsayan bir kararnameyi kabul ettirmeyi başarmıştır: bu kararname, hiç kimsenin karşı çıkmadığı, uzun bir süre boyunca demokratik hükumetin burjuva sınıfa dayanacağı ve proletaryanın diktatörlüğünün çok uzak bir geleceğe kaldığı hipotezine dayanıyordu. Geçici hükumetin faaliyetlerinin “ihtiyatlı kontrolünü” ve Petrograd sovyetinin “devrimci bir iktidarın başlangıcı” olarak desteğini talep ediyordu. Savaş hakkında Stalin ve Kamenev’in ılımlı görüşleri güçlü bir muhalefete rağmen büyük bir çoğunlukla kabul edilmişti. Bu karar Menşeviklerin görüşlerinden pek de uzak değildi, dolayısıyla konferans, biraz isteksizce olsa da, tekrar birleşmek için keşif görüşmelerine başlamayı kabul etmişti. (Leonard Schapiro, Histoire du Parti communiste de l’Union soviétique (Sovyetler Birliğinin Komünist Partisinin tarihi), 1960, Gallimard, s. 192)

Ne var ki, Rus işçi sosyal demokrat partisinin yeniden yapılandırma programı (1902-1903), işçi sınıfı ve köylülerin burjuvaziye güvenmeden demokratik devrimi yönetmelerini kapsıyordu. 1905 devriminin tecrübesi Bolşevik partinin bu yoldaki görüşünü pekiştirmişti, halbuki Menşevik parti bunu reddediyor ve “demokratik” burjuvazi ile ittifak yoluna gitmek istiyordu. Ve, dünya savaşının başından beri MP ile PSR kendi saflarında açıkça sosyal-vatanseverlerin bulunmasına hoşgörü gösterirken BP savaşın sosyal devrime dönüşmesini savunmuştu.

Nisan 1917: Bolşevik partinin siyasî anlamda yeniden silâhlanması

Alman hükumeti, Rus devrimcilerin doğu cephesini zayıflatmalarını umarak sürgündekilerin trenle Almanya’dan, İsveç’ten ve Finlandiya’dan geçerek İsviçre’den Rusya’ya gitmelerine müsaade etmiştir. BP’nin yüzlerce militanı (ki buna Lenin ve Zinoviyev de dahildi), bir ay sonra MP’nin militanları (Martov ve Akselrod’da dahil), PSR partisinin militanları (Natanson da dahil) ve diğer teşkilatların mensupları birbirleri ardına geçici hükumetin adli dava tehditlerine rağmen ülkelerine dönmüşlerdir… 3 nisan 1917 tarihinde Lenin Petrograd’a varmıştır. Binlerce Bolşevik militan ile sempatizan ve sovyetin yürütme komitesinin resmî bir delegasyonu onu karşılamıştır.

Çkeidze karşılama konuşmasını yapmıştı: “Yoldaş Lenin… Devrimci demokrasinin günümüzdeki en önemli görevinin demokrasinin içten veya dıştan tüm hilelere karşı savunmak olduğuna inanıyoruz. Bu hedefin bölünmeye değil, tersine demokratik safların sıklaştırılmalarını gerektirdiğini düşünüyoruz. Bu hedeflere bizimle hep birlikte ulaşmaya gayret edeceğinizi umuyoruz”. Lenin ise, yürütme komitesinin delegasyonunu tamamen göz ardı ederek şu cevabı vermişti: “Sevgili yoldaşlar, askerler, denizciler ve işçiler! Sizin ile muzaffer Rus devrimini selamlamaktan ve sizi tüm dünyanın proleter ordusunun öncüleri olarak selamlamaktan mutluluk duyuyorum… Sosyalist devrim ufukta şimdiden görünmeye başlamıştır… Sizin başardığınız Rus devrimi bu yolu açmıştır… Yaşasın küresel sosyalist devrim!”. (Nicolas Sukhanov, 1922, Joel Carmichael’ın alıntısı, Histoire de la révolution russe (Rus devriminin tarihi), 1964, Gallimard, s. 114-115)

Lenin 1914 senesinde enternasyonalist bir görüş belirlemiş, 1914-1915 senelerinde diyalektik üzerinde çalışmış, 1915-1916 yıllarında Zimmerwald hareketinde enternasyonal bir fraksiyon oluşturmuş, 1916 yılında emperyalizmi irdelemiş, 1916-1917 yıllarında Marksist devlet teorisini tekrar keşfetmişti. 3 nisanı 4 nisana bağlayan gecede Güncel devrimde proletaryanın görevleri’ni yazmıştı ve bu tarihte Nisan tezleri olarak yerini almıştır. Kamenev-Rykov-Stalin’in belirsiz tavrının tersine savaş, muharip hükumetlerin az ya da çok demokratik şekli nedeniyle değil, nesnel koşullar sebebiyle ve savaştaki farklı güçlerin amaçları nedeniyle emperyalist bir savaştı (1. tez). Demokratik hürriyetlerin kazanımı Rus burjuvazisi tarafından sürdürülen savaşın niteliğini değiştirmemişti, dolayısıyla işçi sınıfının bu savaşa olan karşıtlığının da değişmesi için bir sebep yoktu.

Lenin burjuva hükumetleri ilerleme olarak değil, emekçilerin tecrübesizliğinin bir sonucu olarak görüyordu (2. tez).

Proletaryanın yetersiz bilinci ve teşkilatlanması nedeniyle iktidarı burjuvaziye veren devrimin ilk aşamasından iktidarı proletarya ve çiftçilere vermesi gereken ikinci aşamasına geçiştir bu. (Vladimir Lenin, Les Tâches du prolétariat dans la présente révolution (Güncel devrimde proletaryanın görevleri), 4 nisan 1917, Œuvres (Eserler), Progrès, c. 24, s. 12)

Bunun sonucu olarak emperyalist olmayı bırakamayacak olan geçici hükumeti desteklemek söz konusu olamazdı; onun maskesini düşürmek gerekiyordu (3. tez). İkinci aşama perspektifinin “demokrasi” olması söz konusu olamazdı, ancak Paris Komünü türü bir devlet düşünülebilirdi (5. tez).

Parlamenter bir cumhuriyet değil, en aşağıdan en tepeye tüm ülkedeki işçilerin, maaşlı tarım çalışanlarının ve köylülerinin milletvekillerinin oluşturacağı sovyetlerin cumhuriyeti. (s. 12)

Bu nedenle partinin ismi “sosyal demokrat” değil “komünist” olmalıydı (9. tez) ve 1914 senesinde ihanet eden şovenler ile onlarla birlik olmak isteyen “merkezcilere” karşı yeni bir enternasyonal kurulmasına çalışmalıydı (10. tez).

Ayaklanma henüz gündeme değildi. Bolşevik parti sovyetlerde azınlıktaydı ve “tüm iktidar sovyletlere” çizgisinde “durumu anlatmamız, ikna etmemiz” gerekiyordu (4. tez).

4 nisan tarihinde, Petrograd partisinin toplantısında sadece Kollontay Lenin’i desteklemişti. 6 nisan tarihinde merkez komitenin bürosunda azınlıktaydı.

Lenin tezlerini ne Bolşevik konferansta, ne de 6 nisanda toplanan merkez komitede kabul ettirmeyi başaramamıştı, ki bu komitede herkes ona karşı çıkmıştı. Stalin, Lenin’in tezleri için gerçeklerden beslenmeyen basit bir şema nitelemesinde bulunmuştu. (Jean-Jacques Marie, Lénine (Lenin), 2004, Balland, s. 178)

7 nisanda nisan tezleri partinin gazetesinde sadece Lenin’in imzasıyla yayınlanmışlardı. Ertesi günkü başyazıda Kamenev onları reddediyordu.

Hemen ertesi gün bu “kişisel tezler” Kamenev’in başyazısı ile cevaplanmışlardı. Yazı, Lenin’in fikirlerinin, ne “Pravda’nın” yayın kurulu tarafından ne de merkez komite tarafından kabul edilmediklerine işaret ediyordu. Ve ekliyordu: “Yoldaş Lenin’in şemasına gelince, demokratik burjuva devrimin tamamlandığını ve bu devrimin derhal sosyalist devrime dönüşmesine güvendiği için bu bize kabul edilemez görünmektedir. (Marcel Liebman, Le Léninisme sous Lénine (Leninizmde Lenin), 1973, Seuil, c. 1, s. 176)

8 nisan tarihinde BP’nin Petrograd komitesi daha istekli olsa da tezleri gene reddetmişti (13 red oyu, 3 kabul oyu, 2 çekimser oy). Lenin taban militanlarından çok şey öğrenmiş ve mart ayında yönetim tarafından verilen tavizler ile Menşevik parti ile fiili yakınsaklıktan dolayı sarsılan partinin yönelimini değiştirmeye çalışmaya başlamıştı. Bu iç mücadele öncülerin partisinin hem sınıf mücadelesinin bir aracı olduğunu, hem de sınıflar arası mücadelenin her anında tehlikede olan ve korunması gereken bir unsur olduğunu göstermişti. Bu rolü hakkını vererek yerine getirebilmesi için “reformcu” partilerin tümü ve günümüzün “Troçkist” teşkilatlarının çoğunun tersine demokratik olması gerekir.

Lenin, Troçki’nin 1905 devriminin ardından Rusya için savunduğu sürekli devrim teorisine zımnen yakınlaşıyordu. Rus devrimini küresel sınıf mücadelesinden yola çıkarak irdelemişti. Tabii ki Rusya’da proletarya küçük bir azınlıktı, köylüler çoğunluktaydı, halk cahil, sanayi ise sınırlıydı… Fakat cumhuriyet yeryüzündeki en demokratik cumhuriyet idi, burjuvazi savaşa devam etmek istiyordu, kurucu meclisi toplamayı ve tarım devrimini yapmayı reddediyordu. Demokratik aşama geçmişteydi. Ülke geri kalmış olsa da proletarya köylülerin desteğiyle iktidarı almalı, savaşa son vermeli ve sosyalizmi kurmanın tek imkânı olan Avrupa’da sosyalist devrime katkıda bulunmalıydı. Ve bu devrim İrlanda’daki ayaklanmayla, Fransa’da, Almanya’da, Büyük Britanya’da grevlerin, gösterilerin, asker isyanlarının tekrar başlamasıyla yaklaşıyordu

Lenin, Rusya’daki meselenin burjuva demokrasinin iyileştirilmesi olmadığı, bunun yerine sovyetlerin oluşmasıyla mümkün hâle gelen proleter demokrasiye geçiş olduğu konusunda ikazda bulunmuştu. “Tüm iktidar sovyetlere” sloganı Rus işçi sınıfının kapasitesine dayanıyor ve küresel sosyalist devrim perspektifinin önünü açıyordu.

Lenin dışarıdan partiye muhalefet yapmıyordu, aksine onun en eksiksiz ifadesiydi. Partiyi eğitirken kendi kendini de eğitiyordu, Bolşeviklerin yönetici katmanıyla olan anlaşmazlığı partinin dünüyle bugünü arasında bir mücadele anlamına geliyordu. Lenin partiden savaş ve sürgün şartları gibi sebeplerle suni bir şekilde uzaklaştırılmamış olsaydı, krizin harici mekanizması o denli çarpıcı olmazdı ve partinin gelişimindeki dahili devamlılığı o denli saklamazdı. Lenin’in gelişinin taşıdığı önemden çıkarılacak sonuç sadece liderlerin tesadüfen lider olmadıkları, onların seçilmesinin ve eğitimlerinin onyıllar aldığı, onları keyfi olarak yerlerinden edemeyeceğimizi onları mücadeleden dışladığımızda partide ciddi bir yara açtığımız ve bazen partiyi uzun süre felç edebileceğimizdir. (Lev Troçki, Histoire de la Révolution russe (Rus devriminin tarihi), 1930, Seuil, c. 1, s. 375-376)

Lenin, nisan ortasında Petrograd Bolşevik teşkilatlarının düzenlediği konferansta kazanmaya başlamıştı bile. 24 nisan tarihinden 29 nisan tarihine dek düzenlenen BP millî konferansında Kamenev ve Lenin iki karşıt rapor sunmuşlardı.

Kamenev, “burjuva demokrasinin tüm ihtimallerini tükettiğine inanmak için çok erken olduğunu” iddia etmiş, küçük burjuvazi ile proletaryanın işbirliği yapması gerekliliğinde ısrar etmiş ve sözlerini partinin “kaçınılmaz olarak burjuva olması gereken hükumetin faaliyetleri üzerinde devrimcilerin kontrolünü” tesis etmesi gerektiğini beyan ederek sonlandırmıştır… (Marcel Liebman, Le Léninisme sous Lénine, 1973, Seuil, c. 1, s. 177)

Lenin’in savaş ile ilgili önergesi Rusya’nın savaşının emperyalist olduğunu ortaya koymuştu (herkes lehte oy kullanmıştı, 7 çekimser oy hariç). Geçici hükumete karşı alınacak tavırla ilgili önerge perspektif olarak sovyetlerin iktidarını göstermişti (3 aleyhte ve 8 çekimser oya rağmen kabul edilmişti). Enternasyonalistlerin küçük burjuva bloka karşı birliğiyle ilgili önerge savaşı destekleyen partiler (PSR, MP) ile birliğin imkânsız olduğunu ortaya koyuyordu (10 çekimser oy dışında oy birliği ile kabul edilmişti). Zamanın güncel durumu hakkındaki  önerge Rus devriminin “proleter devrimlerin sadece ilkinin ilk etabı” olduğunu beyan etmişti (71 lehte, 39 aleyhte ve 8 çekimser oy ile kabul edilmişti). Enternasyonaldeki durum ile ilgili önerge, ki barışçıl ve merkezci Zimmerwald örgütü ile bağların koparılmasını talep etmekteydi, reddedilmişti (sadece 1 lehte oy).

Konferans, çalışmalarının sonunda yeni bir merkez komite seçmişti… 105 oy alan Lenin’e karşı Kamenev 95 oy almıştı. 30 delege Lenin’in adaylığını desteklemeyi reddetmişti… (Marcel Liebman, Le Léninisme sous Lénine, 1973, Seuil, c. 1, s. 179)

“Nisan günleri” Lenin’in yöneliminin doğruluğunu teyit etti

Bolşevik partinin siyasî toparlanması kitlelerin faaliyetleri ve yönetimin çoğunluğundan çok daha radikal olan işçi Bolşevik militanların düşünceleri sayesinde mümkün olmuştur.  Lenin tüm nisan ayı boyunca tezlerini parti ve partinin yayın organlarında savunurken kitleler sömürü ve savaşa karşı faaliyetlerine devam etmekteydiler. Bu kitleler, sovyetlerin yürütme komitesindeki devrimci sosyalist ve Menşevik şeflerin burjuvazi ve geçici hükumet ile uzlaşmacı tavrına fiili olarak karşı çıkma eğilimindeydiler. Ancak tüm bunlara rağmen onlara yardım edecek ve sosyalist devrimi hazırlayacak bir parti lazımdı, ki böyle bir parti Almanya’da 1918-1919 senelerinde veya İtalya’da 1919-1920 yıllarında eksikliğini hissettirecekti.

Nisan ayının başından itibaren orduda yeni firar dalgaları yaşanmıştı ve bu da ordudaki bozulmayı körüklüyordu. Siperlerdeki demokrasi isteği, subayların reddi, kısıtlamalara karşı mücadele, savaş hattında delege seçimleri büyük kentlerden gelen devrim tohumlarıydı. Sefalet ve savaş, proletaryanın savaşı devrime karşı kullanmak isteyen geçici hükumete, kapitalistlere ve genel kurmaya karşı tekrar mücadeleye geçmesine yol açmıştı.

Mart ayının cenaze merasimi gibi 1 mayıs bayramı mutlak bir düzen içinde, kavga ve yaralı olmadan, sanki “millî” bir ciddiyet içinde geçmişti. Ancak dikkatli bir kulak işçi ve asker saflarında sabırsızlık, hatta tehdit sesleri duyabilirdi. Hayat git gide daha zor bir hâle geliyordu. Gerçekten fiyatlar alarm verici bir düzeyde artıyor, işçiler asgari maaş talep ediyor, müteşebbisler direniyor ve fabrikalarda anlaşmazlıklar git gide artıyordu.  İkmaller zaman geçtikçe daha kusurlu bir hâle geliyordu, dağıtılan ekmek payları azalıyordu, irmik unu için bile dağıtım kartı gerekiyordu. Memnuniyetsizlik garnizonda da artıyordu. Bölgenin genel kurmayı askerlere karşı baskıya hazırlanırken Petrograd’dan en devrimci bölükleri uzaklaştırıyordu. Garnizondaki 17 nisan tarihindeki asamblede askerler, düşmanca amaçları tahmin ederek bölüklerin ayrılmalarına karşı çıkma meselesini ele almışlardı: bu talep, devrimin her yeni krizinde daha da kararlı bir şekilde dile getirilecekti. (Lev Troçki, Histoire de la Révolution russe (Rus devriminin tarihi) , Seuil, c. 1, s. 318)

18 nisan 1917 tarihi (Batı takviminde 1 mayıs) aynı zamanda Milyukov tarafından müttefiklere güvence vermek için yazılan bir notun yayınlanma günüydü. Kurnaz bir şekilde bakan, notu uzlaşmacıların savundukları şeyin aynısını söylediğini keşfeden yürütme komitesine göndermeden önce yayınlatmıştı: savaş ne pahasına olursa olsun devam etmeliydi! “Harbiyeli” partinin burjuvaziyi geçici hükumeti muhafaza etmek amacıyla seferber ettiği “nisan günleri” patlamasına yol açan kıvılcımdı bu not.

Hemen harekete geçip sokağa inen ve örgütlenmeye başlayan unsurlar orta unsurlar değil, uç unsurlardı, küçük orta burjuvazi değil burjuvazi ve proletarya idi. Burjuvazi Nevski perspektifine sahip çıkmış – bir gazetenin yazısına göre “Milyukov” perspektifi – ve zenginlerin, kapitalistlerin ve yönetici memurların Petrograd’ını ele geçirmişti. Subaylar, üniversite öğrencileri, yönetici memurlar ve “orta sınıflar” geçici hükumet lehine gösteriler düzenliyordu ve bayraklardaki sloganlarda “Kahrolsun Lenin” sıklıkla okunabiliyordu. Proletarya kendi merkezlerinde yani işçi banliyölerinde, partimizin çağrısına uyarak ve onun sloganlarıyla örgütlenerek sokağa çıkmıştı… Emekçi gösterileri daha az merkezî olan mahallelere, zengin olmayan mahallelere ulaşmış ve ardından küçük gruplar halinde Nevski perspektifine girmişlerdi. Proleter gösteriler burjuvazininkilerden kitle nitelikleriyle, sayıca daha fazla olmalarıyla farklılık gösteriyorlardı. Bayraklarda “Tüm iktidar işçi ve asker vekillerinden oluşan sovyete!” sloganı okunabiliyordu. (Vladimir Lenin, Les leçons de la crise (Krizden çıkarılacak dersler), 23 nisan 1917, Œuvres (Eserler), Progrès, c. 24, s. 212)

Bolşevik parti nisan ayında 80000 militana ulaşmıştı. Ancak köylü ve askerlerin çoğunluğunun geçici hükumete destek verdiği için henüz ayaklanma çağrısı yapmamıştı. Kırsal kesimlerin küçük burjuvazisi, PSR ve MP’nin tavrı nedeniyle sarsılmıştı fakat henüz işçi sınıfının tekliflerini benimsememişti. Lenin’e göre Bolşevikler sabırla işçi, asker ve köylü sovyetlerinde çoğunluğu kazanmalıydı.

Rusya’daki ilk iç savaş sona ermişti, şimdi emperyalizm ile silâhlanmış halk arasında ikinci iç savaşa geçiyoruz; ve bu geçiş süresinde silâh gücü askerlerde olduğu sürece, Guçkov ile Milyukov şiddete başvurmadıkları sürece, bu iç savaş bizim için barışçıl, uzun soluklu ve sabırlı bir sınıf propagandasına dönüşür… Biz iç savaş taraftarıyız, ancak sadece bu iç savaş bilinçli bir sınıf tarafından yapıldığında. (Vladimir Lenin, Rapport sur la situation actuelle (Güncel durum hakkında rapor), 24 nisan 1917, Progrès, Œuvres (Eserler) c. 24, s. 235)

Böylece, halkın silâhlanması ve proletaryayı birleştirecek doğru bir taktik ile sovyetler hükumeti oluşacaktı. Ve sadece bu hükumet  ekmek, toprak ve barışı sağlayabilecekti.

On gün sonra burjuva partilerin hükumeti istifa etmişti. Küçük burjuva “sosyalist” partilerin desteği onu garantilemeye artık kafi gelmiyordu. Kurucu meclis toplamak yerine, anayasal demokrat parti ile sovyetlerin yürütme komitesi kulislerde müzakerelerde bulunuyorlardı. 5 mayıs tarihinde yeni bir geçici hükumet duyurulmuştu: kitlelerin memnuniyetsizliğine set çekmek için Menşevik parti ile sosyalist devrimci partinin temsilcileri 16 bakanlık üzerinden 6 bakanlığı elde etmişlerdi.

Mayıs 1917, uzlaşmacıların hükumete katılımı

1905 senesinde Petrograd sovyetinin son başkanı olan Troçki, 4 mayıs tarihinde sürgünden dönmüştü.

Troçki’nin konuşması hakkında Sukhanov’dan bir özet kalmıştır… Sosyalist bakan içeren bir koalisyon hükumetinin kurulmasının, sovyetin burjuvazinin tuzağına düştüğü anlamına geldiğini söylemişti. Sovyetlerin iktidarı çağrısı yapmış ve Rus devrimini “enternasyonal devrimin başlangıcı” olarak selamlamıştı. (Pierre Broué, Trotsky (Troçki), 1988, Fayard, s. 173)

Bolşevik parti ona derhal beraber çalışma teklifi götürmüştü, Troçki’de Rus işçi sosyal demokrat partisinin bir fraksiyonunun tümüyle yani partinin yeniden birleşmesi çağrısı yapan InterRayons teşkilatı ile bunu kabul etmişti.

Petrogad sovyetinde çoğunluk yeni “sosyalist” bakanlara tezahürat yaparken Bolşevikler sadece yüz kadar oy toplayabilmişlerdi. PSR partisi adına savaş bakanı Kerenski askerlere “barışı süngülerinin ucunda taşıyacaklarını” söylemişti (14 mayıs). Bu koalisyon hükumetinin tamamı düzeni tekrar tesis etmek ve Almanya’ya karşı yeni bir saldırı başlatmak isteyen burjuvaziye tabiydi. Çeşitli vaatlerde bulunsa da ikinci geçici hükumet uzun süredir sözü verilen kurucu meclisi toplamaktan ya da tarım reformuna gitmekten kaçınıyordu.

Bunun neticesi olarak köylülerin adına konuşan PSR partisi kırsal kesimlerde zayıflamaya başlamıştı. Üniforma altındaki köylüler barışı istiyorlardı, üstelik fakir köylüler, gerek cephede gerekse köylerinde büyük toprak sahiplerinin onlara reddettikleri küçük bir toprak parçası arzu ediyorlardı. Mart ve temmuz ayları arasında kırsal kesim emekçileri şiddet kullanmaktan kaçındıysalar da tarım reformu elde etmek için kurulan tarım komitelerini kullanıyorlardı. Birçok yerde bu komiteler köylü sovyetleri olma eğilimindeydiler. Kanuni olarak toprağı daha hesaplı bir fiyata kiralıyor, nadasa bırakılan toprakları kullanıyor ve küçük toprak parçalarını uygun fiyata satın alıyorlardı. Bazen, direniş olduğunda arazi, gelecek kurucu meclisin kararını beklerken kamulaştırılıyordu. Ancak bu, özel mülkiyetle mücadele etmeden vaatlerini yerine getiremeyecek olan “sosyalist” bakanlar için zaten çok ileri gitmek anlamına geliyordu. Lenin, arazilerin köylülerin kendileri tarafından paylaştırılması sloganıyla doğru bir teşhiste bulunmuştu. Köylülerin işçi sınıfıyla ittifakı sadece büyük toprak sahiplerinin arazilerini kamulaştırmakla mümkün olabilecekti.

Hiçbir şekilde kurucu meclisin toprak konusunda ulusal mülkiyeti kesin olarak kabul etme hakkını ve tarım statüsünü düzenleme hakkını inkâr etmiyoruz. Ancak, bugünden başlayarak, bu ilkbahar süresince, köylülerin kendileri, yerlerinde, arazileri kullanabilmelidirler. Cephedeki askerler köylere delege yollayabilirler ve yollamalıdırlar. (Vladimir Lenin, Lettre ouverte aux délégués du congrès des députés paysans de Russie (Rusya’nın köylü vekilleri kongresi delegelerine açık mektup), 7 mayıs 1917, Œuvres (Eserler), Progrès, c. 24, s. 379)

1917 mayıs ayından ekim ayına dek ikinci geçici hükumet Belçika, Fransa, Büyük Britanya kutsal birlik hükumetleri ailesine katılmıştı. Koalisyon, “demokratik” burjuvazi ile Fransa’da (1936-1937), İspanya’da (1936-1937), Şili’de (1971-1973) işçi sınıfına ihanet edecek olan “halk cephesi” “sosyalistlerini” (veya “komünistlerini”) öngörmüştü. Bu, İtalya’da (1943-1946), Yunanistan’da (1944), Fransa’da (1944-1946) “sosyalist” veya “komünist” partiler ihtiva eden “millî birlikler” için de geçerliydi Aynı şekilde, Yunanistan’da (1967-1974), Portekiz’de (1974-1975), İspanya’da (1975-1978), Şili’de (1988-1994) yer alan “demokratik geçiş” için de geçerliydi.

Kapitalizmin düşüş evresinde millî ya da demokratik burjuvaziye tabi olmak, işçi sınıfını şaşırtır ve köyler ile kentlerin emekçi sınıflarının blok oluşturmasına mani olur. Bunun sonucu, işçi sınıfının bölünmesi ve kargaşası, kapitalizmin muhafaza edilmesi ve demokratik ya da faşist karşı devrimdir.

Haziran 1917: PSR-MP çoğunluklu sovyetlerin ilk millî kongresi

Sovyetlerin tüm Rusya’yı kapsayan ilk kongresi 3 ila 24 haziran tarihleri arasında düzenlenmiştir. Bolşevik parti özellikle büyük kentlerde ilerleme kaydediyordu, ancak 802 delege üzerinden 105 delege ile hâlâ azınlıktaydı. Sovyetlerde baskın güç Menşevikler (248 delege) ve popülistler (285 PSR delegesi) idi. Bu durumda sovyetler kongresi Kerenski hükumetine güvenoyu vermiş (543 lehte, 126 aleyhte, 53 çekimser oy) ve Fransa ile Büyük Britanya’nın talep ettikleri askeri harekât projesinin onaylamıştı.

Menşeviklerin doktrini devrimin burjuva bir devrim olduğu ve dolayısıyla hükumete burjuvazinin iştiraki olmadan devrimin başarılı olamayacağıydı. Küçük burjuvazinin aydınlarının hegemonyası işin sonunda sadece —savaş sebebiyle siyasî yaşama organik bir şekilde katılan— köylü sınıfın sayı olarak işçi sınıfından fazla olması ve geçici olarak işçi sınıfını gölgede bırakmasının nesnel bir yansımasıydı. (Lev Trotçki, L’Avènement du bolchevisme (Bolşevizmin gelişi), 1919, Maspero, s. 20)

Sovyetler aynı zamanda hem sömürülen ve yarı sömürülen sınıfların ittifakının çerçevesi, hem de birleşik işçi cephesinin en yüksek şekliydi çünkü mücadeledeki proletaryanın tüm katmanlarını içeriyor ve tüm emekçi partilerin arasında tartışmalara imkân veriyorlardı. Böylece ayaklanmanın ve proletaryanın diktatörlüğünün yolunu açıyorlardı.

Ancak kendi kendilerine iktidara gelme meselesini çözmeleri mümkün değildi ve bunu 1917 Rus devrimi, 1918 Macar devrimi, 1918 Alman devrimi, 1953 Alman devrimi, 1956 Macar devrimi, 1973 Şili devrimi, 1975 Portekiz devrimi ve 1979 İran devrimi ispatlamıştır…

4 haziran tarihinde Lenin sovyetler kongresinde şunları söylemiştir:

Ya olağan bir burjuva hükumet, ve o zaman köylü, işçi, asker ve diğerlerinin sovyetleri fuzuli olacaktır; generaller onları dağıtacaktır… Bu kurumlar sadece ilerleme kaydedilerek varlıklarını sürdürebilirler… Anlaşmazlıklar ve partilerin iktidar için mücadelesi Rusya sovyetinde kaçınılmazdır. Ama bu, kitlelerin politik tecrübeleriyle muhtemel yanılgı ve yanılsamanların ortadan kaldırılması anlamına gelecektir. (Vladimir Lenin, Discours sur l’attitude envers le gouvernement provisoire (Geçici hükumete karşı alınacak tavır hakkında açıklama), 4 haziran 1917, Œuvres (Eserler), Progrès, t. 25, p. 12)

9 haziran tarihinde Lenin yeniden sovyetler kongresinde bir açıklamada bulunmuştur:

Emperyalizm küresel sermayenin belli bir derece değişimine işaret eder; onyıllar süren bir hazırlık sürecinin ardından kapitalizm küçük sayıda çok zengin ülkenin o denli varlık biriktirmesi neticesine varmıştır… o kadar büyük bir güç ki tüm evreni istila etmiş ve dünyayı tam anlamıyla paylaşmıştır… Emperyalist savaşa karşı mücadele, sadece tüm dünyada baskın sınıflara karşı devrimci bir sınıf mücadelesiyse mümkün olabilir… Söz konusu sınıf kapitalistlerin sınıfıdır… bu sınıf devrilmediği sürece, savaş çıkmazdadır. (Lenin, Discours sur la guerre (Savaş hakkında konuşma), 9 haziran 1917, Œuvres (Eserler), Progrès, c. 25, s. 26)

Bunun ardından çarlık tarafından ezilen uluslar konusunda sovyetler kongresinde Menşevik-popülist çoğunluğun tavrını sorgulamıştı:

Siz, sizin hükumetiniz, yeni bakanlarınız, aslında Finlandiya ve Ukrayna’ya karşı bir ilhak politikası yürütmektesiniz. (s. 32)

Bolşevik parti Menşevik ve sosyalist yöneticileri ifşa etmekle sınırlı kalmıyordu. Tabii ki Bolşevik mecmualar, broşürler ve ajitatörler, toprağı köylülere vermeyi reddeden, emperyalist savaşa devam eden, patronları kayıran, ulusal azınlıkların haklarını inkâr eden, kurucu meclisin seçimini sonraya iten sınıf işbirliği siyaseti ile şiddetli bir şekilde tartışıyorlardı.

Ancak yönelimin olumlu bir yanı da vardı: “Tüm iktidar sovyetlere”. Proletaryanın devrimci rolünü teminat altına almayı şu slogan özetliyordu: “Kapitalist bakanlar yetti artık, onları hükumetten atalım”. 9 haziran tarihinde Bolşevik parti ertesi gün için bu temelde bir gösteri düzenleme kararı almıştı.

Haziran 1917: Bolşevik gösterinin sovyetlerin yürütme kurulu tarafından yasaklanması

Kendilerinin demokrat olduğunu iddia eden devrimci sosyalistler ve Menşevikler tarafından kontrol edilen sovyetlerin merkez yürütme kurulu 10 haziran tarihindeki tüm gösterileri yasaklamıştı. Devrimcileri tecrit etmek için emekçileri 18 haziran tarihinde Petrograd’da koalisyon hükumetinin siyaseti lehine bir gösteri yapmaya davet etmişti.

Bu durumda Bolşevik parti gösterisini iptal etmiş ancak emekçilere kendi sloganlarıyla 18 haziran tarihindeki gösteriye katılma çağrısı yapmıştı. 500000 kişilik devasa gösteride Bolşevik sloganlar büyük başarı yakalamıştı.

Kongre koalisyonu onaylamış, askeri harekâtı desteklemiş ve Bolşevikleri reddetmişken, bu her üç noktada yenilgiye uğradı. Resmi platformlarında kongre katılımcıları, 500000 göstericinin saflarında Bolşevik sloganların yoğunluğundan çok etkilenmiş bir şekilde aşikâr gerçeğin farkına varıyorlardı: Bolşevikler kitlelerin dinlediği ve onları seferber edebilecek tek güçtü. Bolşevikler zaferi hasımlarının zemininde ve onların seçtiği silâhlarla kazandıkları için bunun ispatı daha da inkâr edilemez oluyordu. (François-Xavier Coquin, La Révolution russe (Rus devrimi), 1962, Les Bons caractères, s. 88)

Lenin bundan şu dersleri çıkarmıştı:

Gösteri birkaç saat içinde, sanki bir tutam tozmuşçasına, Bolşevik komplocular hakkındaki boş lafları dağıttı ve son derece aşikâr bir biçimde Rusya’nın emekçi kitlelerinin öncüleri olan sanayi proletaryası ve başkentteki askerlerin büyük çoğunluğunun partimizin daima savunduğu sloganların taraftarları olduklarını gösterdi. İşçi ve asker taburlarının tempolu adımları. Yarım milyona yaklaşan gösterici sayısı. Genel bir hücumun birliği. “Tüm iktidar sovyetlere!”, “Kahrolsun 10 kapitalist bakan!”, “Ne Almanlarla ayrı barış, ne de İngiliz ve Fransız kapitalistler ile gizli anlaşma!” sloganlarının açık farkla baskın çıktığı sloganlar etrafında birlik. Kapitalistlere, hükumetlerine, reform teşebbüslerine, savaşlarına, harekât siyasetlerine güvenme politikası umutsuzdur. Bu politikanın İflası yakındır. İflas edeceği kesindir. Bu, aynı zamanda hükumetteki devrimci sosyalist ve Menşevik partilerin de iflası olacaktır. Ekonomik çöküş hızlı adımlarla yaklaşmaktadır. Kurtuluş sadece iktidardaki devrimci sınıfın devrimci önlemlerindedir. (Vladimir Lenin, Le Dix-huit juin (18 haziran), 3 temmuz 1917, Œuvres (Eserler), c. 25, s. 112)

Birkaç hafta sonra “liberal” burjuvazi ile —PSR ve MP şeflerinin kendilerine verdikleri isim olan— “demokratik sosyalist” yöneticilerin koalisyonu, kitlelerin radikalleşmesini şiddet kullanarak kırmaya çalışmıştı.

22 temmuz 2017